Vefa ve Sadakat

yaşlı adam
Yaşlı bir bey, sabah erkenden evinden çıkmış yolda ilerlerken, bir bisikletlinin kendisine çarpması ile yere yuvarlanmış ve hafif yaralanmış.
Sokaktan geçenler, yaşlı adamı hemen en yakın sağlık birimine ulaştırmışlar.
Hemşireler, adamcağızın yarasına pansuman yapmışlar, ama biraz beklemesini ve röntgen çekerek herhangi bir kırık veya çatlak olup olmadığını inceleyecekleri söylemişler.
Yaşlı adam huzursuzlanmış ve acelesi olduğunu, tetkik istemediğini söylemiş.
Hemşireler merakla acelesinin sebebini sormuşlar.
Adamcağızda, “Karım huzur evinde kalıyor, her sabah onunla kahvaltı etmeye giderim, geç kalmak istemiyorum” demiş.
Hemşire “Karınızın, siz gecikince merak edeceğini düşünüyorsunuz herhalde” demiş.
Adam üzgün bir ifade ile “Ne yazık ki karım alzheimer hastası ve benim kim olduğumu bilmiyor” demiş.
Hemşireler hayretle “Madem sizin kim olduğunuzu bilmiyor, neden her gün onunla kahvaltı yapmak için koşturuyorsunuz?” demişler.
Adam buruk bir sesle “Ama ben onun kim olduğunu biliyorum” demiş.
Vefa sevginin şahidi ve mührüdür. Vefasız bir sevgi imzasız bir senet gibidir.
Tahir Taner
Notlar
Evlilik, vefanın çok önemli olduğu, ne yazık ki pek gösterilmediği bir alandır. Evlilik andına sadık kalan, yani beraber yaşayıp birbirlerinin yararı için çalışan bir erkek ve kadın mutluluk ve güvenliği bulma yolunda önemli bir adım atmıştır. Bunun nedeni, insanların hem vefa gösterme hem de vefa görme ihtiyacıyla yaratılmış olmasıdır. Aden bahçesinde Âdem ile Havva’yı evlilik bağı ile birleştirdiğinde Tanrı şöyle demişti: “İnsan anasını ve babasını bırakacak, ve karısına yapışacaktır.” Aynı şey kadın için de geçerliydi; o da kocasına yapışmalıydı. Erkek ve kadın birbirlerine sadık olmalı ve işbirliği yapmalıydı.

Loading...