Starfikir

Loading...

Şükretmek;mutluluğun kaynağıdır

Şükran, yaşamın güzelliklerini fark etme ve takdir etmedir. Allah bir kulunu sevindirmek isteyince, önce eşeğini kaybettirir sonra buldururmuş. Şükreden insanlar hayatlarındaki olumlu şeyleri ve hatta hayatın kendisini bir “armağan” olarak görür ve kendilerini ödüllendirilmiş hissederler.

Şükretmek;mutluluğun kaynağıdır
Loading...
51
19 Şubat 2015 - 23:09

İnsanoğlu zaman zaman bu dünyada var olmanın, yaşamanın, sonsuz nimetlerden yararlanmanın bir lütuf olduğunu unutuyor.İnsanlar hep sahip olamadıklarından yakınırlar. Oysa bir geriye dönüp baksalar sahip oldukları ne de çok şey vardır aslında.İnsana hiçbir şey, sahip olunduktan sonra hayalinde olduğu kadar güzel gelmez.

Boğazından lıkır lıkır geçen
Şu suyun kıymetini bil
Nedir ki bu mavilik deme
Pencereden görebildiğin kadar
Göğün kıymetini bil
Kıymetini bil çiçek açmış bademin.
Oktay Rıfat

Şükran, yaşamın güzelliklerini fark etme ve takdir etmedir. Allah bir kulunu sevindirmek isteyince, önce eşeğini kaybettirir sonra buldururmuş. Şükreden insanlar hayatlarındaki olumlu şeyleri ve hatta hayatın kendisini bir “armağan” olarak görür ve kendilerini ödüllendirilmiş hissederler. Büyük psikoterapist Irvin Yalom bu durumu şu şekilde ifade etmektedir: “Hayat bir armağandır. Alın, paketi açın, takdir edin, kullanın ve tadını çıkarın”.

İnsanların hayattan bitmek tükenmek bilmeyen beklentileri vardır. Ve karşılanan her beklenti yerini başka bir isteğe bırakır. Sonu gelmeyen isteklerimiz bizi tatminkâr olmayan ve yetinmeyi bilmeyen bireyler haline getirir.

Şükür, hem önemli bir ibadet hem de insanın azmasını engelleyen koruyucu bir zırhtır. Çünkü insanın nefsinde zenginlik ya da güç bulduğunda kibirlenmeye, zalimleşmeye ve vicdansızlaşmaya karşı bir eğilim vardır.

Şükretmek için kendilerine çok büyük ya da çok özel bir nimetin verilmesi gerektiğini düşünürler. Oysa insanın her anının nimet içinde geçtiği çok açık bir gerçektir. Hayatı, sağlığı, beş duyusu, nefes aldığı hava, aklı ve bunlara benzer sayısız nimet kendisine her an kesintisiz bir şekilde sunulmaktadır.

Şükretmek bir yana şikayet edenlerin sayısı hızla artıyor.Şükretmemizin önündeki en büyük engellerden biri hiçbir şeyi beğenmemek ve karamsarlıktır. Karamsar, hiçbir şeyi beğenmeyen ve her şeye olumsuz bakan bir adam yarış için hazırlanmış bir at için “Bu at kesinlikle koşamaz” demiş. Atın iyi koştuğunu görenler adama dönüp, ne diyeceğini merak etmişler.Adam, “çok iyi hızlı koşuyor ama bu atı durduramazlar” demiş.

Bizi şükürden alıkoyan, toplumsal bir alışkanlığımız olan dil günahı “Şikayet”i de insani bir zaafımız olarak kabul etmek durumundayız,günümüzün en yaygın ve bir o kadar ruhu zehirleyen yaklaşımıdır şikayet etmek…

Şikayet bir anlamda, akıl eksikliği, bakış körlüğüdür. Kolaya kaçmak, aczimizi ortaya koymaktır. Daha geniş açıyla diyebilirim ki, beceriksizliğimize, tembelliğimize, bilgi eksikliğimize, okumama alışkanlığımıza ve en kötüsü düşünme tembelliğimize kılıf bulmaktır. Bir yerde şikayet, Allah’a isyan etmektir.Şikayet ve isyan etmenin karşılığı da kaçınılmaz olarak huzursuzluk ve mutsuzluktur.

Hayatta hiçbir zaman en iyisine sahip olamayız,elimizdekilerin değerini bilmeli ve onlarla yetinmeyi öğrenmeliyiz. Gün geçtikçe tüketici bir toplum olma yolunda sınırları zorluyoruz. İnsanlarla birlikte artık ülkeleri de ekonomik kargaşaya sürükleyen bu tüketim çılgınlığının tek bir nedeni vardır;sahip olma dürtüsü.

Zenginlik kavramının alım gücü olmadığını, asıl zenginliğin huzur ve sağlık olduğunu keşfeden insanlar hayallerine sarılırlar ve mutluluğu yakalarlar.Şükretmek elimizdeki ile mutlu olmanın,mutluluk ise elimizdekinden daha fazlasına ulaşmamız için gerekli yaşam motivasyonunun kaynağıdır. Bir diğer deyişle şükretmek; mutluluğun ve başarının kaynağıdır.Şükretmenin özünde, bilme, farkına varma ve takdir etme vardır.

Bilim adamları şükreden kişilerin duygusal, fiziksel ve sosyal pek çok yarar elde ettiklerini ortaya koymuşlardır. Şükran duygusu içindeki insanların daha az hastalandıklarını, yaşam doyumlarının daha yüksek olduğunu ve geleceğe yönelik olarak daha umutlu olduklarını belirlemişlerdir.

Hayatı şansa bırakmak, bir kumardır. Daha fazlasını isterken elinizdekinden de olabileceğinizi unutmayın. Kusursuz bir hayat için gereken şeyin; sevgi, huzur ve sağlık olduğunu fark edebilirseniz, o zaman elinizdekilerin fazla bile geldiğini göreceksiniz.

Güzel bir hikaye ile bitirmek istiyorum. Mutsuz insanlar gülden önce dikeni görürler, mutlu insanlar ise dikenden önce gülü görürler. Siz dikenden önce gülü görmeye çalışın ki şükredip, mutlu olmasını bilesiniz.

Baba kızıyla havaalanında vedalaşırken, “Seni seviyorum ve sana yeterli olanı diliyorum”dedi. Kızı cevap verdi: “Baba beraber geçirdiğimiz bu hayat bana yetti de arttı bile. Sevgin her zaman ihtiyacım olan tek şeydi. Sana da her zaman yeterli olanı diliyorum.”

Öpüştüler ve ayrıldılar… Adam bir hayli yaşlıydı; muhtemelen kızını son görüşüydü.”Kızım belki de son seyahatini benim cenazeme gelmek için yapıyor olacak” diye mırıldandı.

Baba kızın konuşmasına kulak misafiri olan bir yolcu sordu: “Ayrılırken ‘Sana yeterli olanı diliyorum’ dediniz. Bu ne anlama geliyor acaba?”

Adam cevap verdi: “Sana gün ne kadar gri gözükürse gözüksün, parlak bir bakış açısı vermeye yetecek kadar güneş diliyorum… Güneşin varlığı için daha fazla şükretmeye yarayacak kadar yağmur diliyorum… Hayatındaki en küçük şeyleri bile önemli görmene yetecek kadar acı, sahip olduklarına şükretmene yetecek kadar kayıp diliyorum.”

Loading...
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sitemizde yayınlanan yazıların telif hakları haber kaynaklarına aittir, lütfen izin almadan kopyalamayınız.