Starfikir

Loading...

Vicdan Kavramı Üstüne Düşünceler

vicdan nedir, vicdanın kaynağı ve oluşumu, iyilik ve kötülük, vicdan ve insanlık, vicdan ve ahlak, din ve vicdan, vicdan ve şuur, irade ve vicdan, hukuk ve vicdan, vicdan ve akıl ,vicdan ve sorumluluk, vicdan ve yaptırım, vicdan ve değerler eğitimi

Vicdan Kavramı Üstüne Düşünceler
Loading...
150
01 Aralık 2018 - 19:38
Bugün vicdan nedir, vicdanın kaynağı ve oluşumu, iyilik ve kötülük, vicdanın insanlık, ahlak, din, şuur, irade, hukuk ve akıl ile ilişkisi; vicdan ve sorumluluk, vicdan ve yaptırım, vicdan ve değerler eğitimi konularında düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Günümüz insanı zevkinin kurbanı, ihtirasının esiri ve nefsinin tutsağıdır. Gerçekten insanoğlu son derece bencil bir varlıktır ve zevki ve rahatı için tabiata, topluma ve diğer varlıklara her türlü zararı verebilecek kapasiteye sahiptir. Ama diğer yönüyle başlı başına kendisi bir değerdir ve canından vazgeçebilme pahasına tüm zenginlikleri koruyacak ve yaşatacak mana zenginliğine sahiptir. Ancak kendimizi tanıdıkça ve geliştirdikçe bu sorunların üstesinden gelebilir ve doğru kararlar verebiliriz. İnsanın kendi değerini bilmesi, kendi iç dinamiklerinin farkına varmasıyla doğru orantılıdır. Bu iç dinamiklerden biri de şüphesiz ferdin vicdanıdır.

Vicdanın Sözlük Anlamı

Vicdan kelimesi Arapça bir ifade olup (v-c-d) kökünden türetilmiştir. Sözlükte “bulmak, zenginleşmek, sevmek, üzülmek, öfkelenmek” anlamlarındaki vecd kökünden mastar olan vicdan ve aynı kökten vücdân, cide gibi kelimeler “bolluk, rahatlık, zenginlik”, vecd ise üzüntü ve sevgi manasına gelir. Vicdan Arapçada kullanılan sembolik bir ifadedir. “vecede” fiil kökünden türetilmiştir. “Vecede” fiilinin mastar kalıbı olan “el-vucud” beş duyu organı aracılığı ile “bulma”yı ifade eder. Bir şeyin tadını, sesini, kokusunu, sertliğini bulmak, fark etmek, algılamak manasını ifade eder.

Vicdanın Terim Anlamı

Vicdan; kişiyi kendi davranışlarıyla ilgili olarak bir yargıda bulunmaya yönelten, kişinin kendi ahlak değerleri üzerinde dolaysız ve kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan, kişiye doğruyu ve iyiyi yapma yükümünü de yükleyen içsel güçtür. Vicdan iyi ile kötüyü birbirinden ayıran, iyilik karşısında zevk, kötülük karşısında ise acı duyan bir iç yetenektir. Ayrıca vicdan insan davranışlarını yargılayan, iyi ile kötü değerleri birbirinden ayıran bir güçtür. Bu vasıflarıyla vicdan kişinin fiillerini gerçekleştirirken başvurduğu karar verme mekanizmasıdır. Kısaca “insan” olabilmenin ön koşuludur.

Vicdanın Kaynağı ve Oluşumu

Vicdanın kaynağı konusunda iki temel görüşten söz edebiliriz. Bunlardan birincisine göre; vicdan sadece insana özgü bir kabiliyettir ve İnsan dünyaya vicdanlı olma istidat ve kabiliyeti ile gelir. Yani Tanrı insanı yaratırken başka yetilerin yanında bir de vicdanla donatmıştır. Vicdan insana yaşamı boyunca eşlik eder ve neyin iyi neyin kötü olduğunu, neyin yapılıp neyin yapılmaması gerektiğini anlamasını sağlar. İkinci görüşe göre ise; vicdan doğuştan getirilen bir yeti değil sonradan kazanılan bir özelliktir. Vicdan, insanın bireysel özellikleri, yaşam koşulları ve içinde bulunduğu toplumsal çevre tarafından sonradan oluşturulur. Ancak iyi ve kötüyü birbirinden ayırmak, iyiye doğru meyletmek, bireyin eylemleri hakkında yargıda bulunmak, vicdana biçilen vazife olması açısından ortaktır. Vicdanın en önemli işlevlerinden biri de bireyde öz denetim sağlamasıdır. Doğruyu yanlıştan ayırma, doğru olana yönelme ve yargıda bulunma ilkeleri üzerine inşa edilmiştir vicdan kavramı.

İyilik ve Kötülük

Pusula daima kuzeyi gösteren basit bir araçtır. Pusula bazı açılardan, yeryüzünde sadece insanoğluna verilmiş değerli bir hediye olan vicdana benzer. Vicdan uygun şekilde kullanıldığında yaşamda doğru yolu bulmamıza ve bu yolda kalmamıza yardım eder. İnsandaki ahlaki bilincin adı olarak vicdan, iyi ve kötüyü ayırt edebilme yeteneğidir. İnsan bu yeti ile içinde var olan iyilikten zevk alır, kötülükten nefret eder. İnsanda bulunan birçok yetenek içerisinde, vicdan, ahlaki yaşamı yapılandırması açısından önemli bir yere sahiptir. İyilik ve kötülük vicdanla doğru orantılıdır. Yani vicdan sahibi insanlar kötülük yapmazlar, yapamazlar. Vicdanları buna müsaade etmez. İyilik, insanlık sanatıdır. İyi adam olmak için kimseye kötülük etmemek yetmez, iyilik etmesini de bilmelidir. Kötü bir işin en gizli şahidi, vicdanımızdır. İnsanlar kötülüğü, arzularının kuvvetli olmasından çok, vicdanlarının zayıf oluşundan dolayı yaparlar. İnsan yaşamında üç önemli şey vardır; birincisi iyi insan olmaktır, ikincisi iyi bir insan olmaktır ve üçüncüsü iyi bir insan olmaktır.

Vicdan ve İnsanlık

Vicdanın varlığı yeryüzündeki bunca kötülüğe karşı tüm insanlığın umududur. Çünkü insanı insan yapan en önemli unsur vicdandır. Dolayısıyla, vicdanı teşekkül etmemiş kişilere “insan” demek doğru olmaz. Vicdan, insanın insan olma derecesini de belirleyicisidir. Yani insan vicdanı kadar insandır. Vicdan, insanın en önemli manevi donanımıdır, dolayısıyla ruhun bir hasletidir. Vicdanı ruhta, ruhun fıtratında aramak gerekir. Vicdanımızla kişilik sahibi oluruz çünkü vicdan, bize insan olduğumuzu bildirir, unuttuğumuzda ise hatırlatır. İnsan olabilmek; yaşamı doğru yorumlayabilmek, vicdan, ahlak ve bilim ekseninde hayatı anlamlı kılmaktır. Ve özlediğimiz mutluluk, insanların birbirini sevmesi, hepsinin temiz duygu ve düşüncelerini birleştirmesiyle gelecektir.

Vicdan ve Şuur

İnsanların kendi şahsiyetleri, zaman, mekan ve olaylar hakkında bilgili olmalarını sağlayan ve yüksek beyin merkezlerinin birlikte çalışmaları sayesinde gerçekleşen bilgili bir uyanıklık halidir. Uyku hali, normal olan bir şuur kaybıdır. Şuurlu insan, içinde bulunduğu zamanı, mekanı ve olayların mekan ve zamanla olan münasebetlerini bilir. Şuur, ahlaki davranışın temel verileri olan bilgi ve görgüleri, yani toplumun bize verdiklerini temsil etmektedir. Şuur insana bütün varlıklara dair bilgi zemini hazırladığı gibi, ahlaki yaşamın temellerini de sunar. Böylece insan bazı vazifeleri yapmak için kendini zorlar ve kendi tabiatında bulunan eğilimler ve içgüdülere karşı bir savaş başlatmış olur. Ahlak psikolojisi bakımından özel bir anlam taşıyan şuur, insanın hayat boyunca edinmiş olduğu idrak ve bilgileri içine alır, bu yüzden ahlaki davranışla ilgili bilgiler, ahlak anlayışı ve ahlaki hareketler hakkındaki tüm değerlendirmeler hep insanın şuurunda olan şeylerdir. Vicdan akıl, şuur ve tecrübe ile beslenen bir ağaçtır.

Vicdan ve Akıl

Vicdan kişiye iyi bir hareketi işlemeyi emreder. Bu bir yükümlülüktür. Akıl ise bu emri çeşitli tabiat ve toplum olayları karşısında uygulamaya koyar. Vicdan, akıl ile beslenirse doğru ile yanlışı birbirinden ayırabilir. İnsanlara doğruyu ve yanlışı söyleyen ile, yapılmış olanların doğru mu yanlış mı olduğunu söyleyen aynı akıldır. Sağlıklı düşünebilen insanlar, kendilerine öğretilenleri sürekli sorgularlar. Hiçbir şeyi mutlak doğru olarak kabul etmezler ve zaman içinde değiştirebilirler. Vicdanımız bizi doğru yolda tutacaktır ama biz onu yeterince besleyebildiğimiz sürece. Sorgulayıcı düşünce tarzı, aklı hür, vicdanı hür, başkalarının hürriyetine saygılı nesiller yaratmak için kaçınılmazdır. Bireyin ahlakiliğinin temelinde önemli bir yer teşkil eden vicdanın doğru bir rehber olabilmesi için eğitilmesi ve terbiye edilmesi gerekmektedir. Her fert, ailenin, çevrenin ve aldığı eğitimin etkisiyle elde ettiği faydalı bilgi ve erdemli davranışlarla, doğuştan getirdiği kötülükten sakınma ve iyiliğe yönelme kabiliyetini geliştirip olgunlaşabilir. Aklı, iyi ile kötüyü ayırt edemeyen iyi bir insan olamaz. İyi bir insan, sadece aklını kullanabilen insanların arasından çıkabilir. Bununla birlikte sadece akıllı olmak iyi bir insan olmak için yeterli değildir, işin içine duygu da girmelidir.

Vicdan ve Duygu

Duygular bize insanlık verir. Hayvanlar duygunun ilk derecesinden yukarıya çıkamazlar. Bu derece ruhların basit hareketi, organik bir duygudur, hiçbir düşünce gerektirmeksizin, öteki hareketleri başlatır. Oysa duygu, ruh ile bedenin birliğinden kaynaklanır ve bireyin kendinde denediği şeydir. İnsan pişmanlık veya vicdan azabı duymadığı takdirde, yanlış ve kötü olarak bildiği hareketleri kolaylıkla yapabilir. İşte bu noktada “vicdan” kavramı karşımıza çıkıyor. Bu kaideler sistemi olan vicdan, insanın kendi davranışları veya başkalarının davranışları hakkında “doğru” veya “yanlış” şeklinde yargılarda bulunur. Doğru olarak değerlendirilen davranışlar, insanın kendi benliğine karşı olumlu duygular beslenmesine yol açarken, yanlış sayılan davranışlar ise suçluluk duyguları yaratır. İnsanlar arası münasebetleri ilgilendiren bir sistem olarak ahlak öğrenme yolu ile kazanılır. Öğrenilen bilgiler ile duyguların bir araya gelmesi ile de vicdan denilen “iç-kontrol” mekanizması oluşur. En çok suçluluk duygusu duyanlar en iyi ahlaka sahip olanlardır. Yani iyi davranışın sebebi kuvvetli bir vicdan değil, fakat kuvvetli bir vicdan iyi davranışın neticesidir.

Vicdan ve Ahlak

Öyle bir dönemden geçiyoruz ki bütün ahlaki ve vicdani değerlerin kaybolduğu, seviyesizliğin dip yaptığını ve adeta bir değerler savrulmasının yaşandığını üzülerek görüyoruz ve yaşıyoruz… Ahlak, insanın doğuştan getirdiği ya da sonradan kazandığı, değer ve tutumların bütünüdür. Ahlak, toplum içerisinde oluşmuş örf ve adetlerin, değer yargılarının, normların ve kuralların oluşturduğu sistem bütününü inceler. Bu sistem bütünü; bir bireyin, bir grubun ya da tüm toplumun doğru ve yanlış davranışlarını belirler ve yönlendirir. Ahlak, huy, iyi davranış, nitelik olarak da bilinir. Ahlak, toplumun değerlerinin oluşmasında bir harç görevi görür. Ahlak, toplumu bir arada tutan değerlerin ortaya çıkmasında maddi ve manevi gelişmelerin yaşanmasında bir yoldur. Vicdan ise; bireyin kendi tutum ve eylemlerini değerlendirme yetisi, iyiyi kötüyü birbirinden ayrılabilme gücüdür. Ahlak, vicdanın taşrasıdır. Vicdan, aklın ve ruhun başkenti… Ahlak, başkasının aklının ve ruhunun diktiği hazır elbisedir. Kimine dar gelir, kimine bol… Vicdanı herkes kendi diker. Herkesin vicdanı kendinindir. Ahlak öğretilerle kazanılır, vicdan doğuştan insanda olandır. Ahlak değişkenlik gösterirken, vicdan göstermez. Ahlak tarihseldir, vicdan ise evrensel. Ahlak toplumdur, vicdan kişidir. Vicdan ahlak için kaynak olabilir lakin ahlak her zaman vicdan için kaynaklık etmez. Vicdan insanın içindeki tanrıdır, ahlak ise bu tanrının öğretileridir.

Vicdan ve Fazilet

Fazilet; ahlaki bakımdan her zaman ve sürekli olarak iyi olma eğilimi, iyi ve doğru eylemlerde bulunmaya yatkın olma durumudur. Büyük engelleri aşmak pahasına, ahlaki iyiliği amaçlama, iyilik uğruna hareket etme gücüdür. Fazilet, insanın tam bir ahlaki olgunluğa ulaşması demektir. Bu yönüyle o, güzel ahlaktan daha üst bir dereceyi ifade eder. Faziletli insanın ahlakı, sıradan insanın ahlakı gibi pasif değildir. O yasak olandan kaçınmakla kalmaz, yapılması gerekenin peşinden koşar ve onu yaşatır. Fazilet iyiliğin, iyilikse insanın ve toplumun en yüksek amacı olan mutluluğun gerçekleşmesini sağlayacaktır. Fazilet, kendini yenileyebilmektir, güvenilir olmaktır. Fazilet, cesarettir. Gönlünü aklınla uzlaştırmak ve vicdan muhasebesi yapmaktır. Vicdan için odaklanılacak olan yer kalbimizdir. Fazilet adil olmaktır. İyi, doğru ve güzele gidiştir. Yalnız faziletli kimse özgürdür, çünkü yalnız o kendi istencine uyar, çünkü onun ruhunda egemen olan akıldır. Faziletli insanların ortak özelliği, yükselme yolunda sürekli bir çaba, bizzat kendinle cenkleşme, daha büyük ve derin bir vicdana, bilgeliğe, iyilik ve sevgiye yönelik doymak bilmez bir istektir.

İrade ve Vicdan

Vicdana eşlik eden unsurlardan biri de iradedir. İrade “kişinin zorunlu veya serbest tarzda yaşama kabiliyetini ifade eder.” İrade, bir şeyi yapmak ya da yapmamak için bireyde bulunan iktidar ve güçtür. Seçim yapabilme ve alternatifler karşısında tercihte bulunabilme ahlakı olanaklı kılan öğelerden biridir. Kişi iyi ve kötü, değerli ve değersiz karşısında kendi iradesiyle bir seçim yapamadığı takdirde ahlaki eylemlerden söz edilemez. İnsan öncelikle, kendi eylemlerinin, kendi yapısının iradenin kontrolünde olduğunu görmelidir. Bu bilginin ışığıyla, iradenin yöneltmelerinden kendini kurtarmalıdır. Ancak bu şekilde özgürlüğünün tam olarak farkına varır. Sonuç olarak özgürlük, bilginin iradeyi kontrol altına almasıdır. Özgür İrade olmadan insanın bireysel bütünselliğini sağlaması ve bilincini geliştirmesi imkansızdır. Özgür irade ,insanın bireysel hakkıdır. Ahlaklı insan, kendisini inandığı değerler noktasında zorlayan, her türlü olumsuz etkilere sonuna kadar direnen insandır. İradesini daima inandığı değerler ve bildiği doğrular doğrultusunda kullanan kimsenin vicdan mekanizması çok güçlü olacaktır. Bu yüzden ahlaki vicdanın oluşumunda ve gelişmesinde iradenin rolü çok büyüktür.

Vicdan ve Din

Din, yaradan tarafından konulan, akıl sahiplerini iyilik ve güzelliğe sevk eden temel esas ve kurallar manzumesidir. İnsanda vicdanın oluşumu kendini aşan bir gücün izlerini taşımaktadır. Bunun farkına varabilmek için o güçle ilgili bağlantılar olmalı diğer bir ifadeyle yüce kudretin varlığına inanılmalıdır. Dünya üzerinde birçok inanç çeşidi etkin olmuştur. Dünya üzerinde insanları, inançlarını göz önüne alarak kategorize etmemeliyiz. Unutmayalım, dünya üzerinde sadece iki tür insan vardır; iyi insan ve kötü insan. Dinin emir ve yasaklar şeklindeki normatif yapısı kişiyi ve toplumları ahlaklı olmaya yönlendirir. Bu emir ve yasakların akıl ve vicdanla çelişmemesi dinin kendine muhatap olarak aklı ve vicdanı aldığının bir göstergesidir. İnsanlık tarihi boyunca akıl ve vicdan tükendiğinde, Tanrı insana iyiyi ve doğruyu göstermek için akıllara ve vicdanlara vahiyle hitap etmiş, ahlaki bilincin yenilenmesini sağlamıştır. Vicdan kelimesi Kur’ân-ı Kerîm’de geçmez. Fakat birçok yerde geçen nefis kavramı, vicdan kavramının anlamını da içerisinde taşıyarak kullanılır. Ayrıca birçok ayette irademizle yaptığımız davranışlarımızı ahlaki ölçülere göre denetleyen, iyilik yapmaktan mutlu olan, kötülük yapmaktan ise elem duyan bir ahlaki yetiden bahsedilir. Tövbe de böyle bir vicdanî hesaplaşmanın ürünüdür. Birçok düşünüre göre doğuştan var olan bu meleke, kişiye ahlaki tercihlerinde rehberlik eder. Kişiye iyi ve güzel işler yaptığında mükafat olarak iç huzur, kötü işler yaptığında ise ceza olarak suçluluk duygusu yaptırımında bulunur. Soyut bir kavram olan vicdan kimine göre bir iç ses, kimine göre ise Tanrı’nın sesidir. Görüşlerin ortak noktası ise ahlaki bir yargı mercii olmasıdır.

Vazife ve Yükümlülük

Vazife, ahlaki bir yükümlülüktür. Vazifede akıl ile yükümlülük duygusu birleşir. Vicdan kişiye iyi bir hareketi işlemeyi emreder. Bu bir yükümlülüktür. Akıl ise bu emri uygulamaya koyar ve işin yapılıp yapılmaması iradeye ait olur. Bu manada bir zorunluluk değil, olasılık söz konusudur. İyiliğin, yapılması zorunlu olan kısmına vazife denir. Yükümlülük duygusu ise, ahlaki ideali gerçekleştirmek hususunda duyduğumuz istek ve eğilimdir. Burada yükümlülük kavramının özelliği, insanın hürriyetini ortadan kaldırmadan, üstünde yüksek bir otoriteye sahip olmasıdır. O, insana emirler verir fakat emrin yerine getirilmesinde kişiyi serbest bırakır. Şu halde yükümlülük, öğüt ile zorunluluk arasında orta bir yerdedir. Zorunluluktur, çünkü ona karşı direnilmez. Öğüttür, çünkü insan onu tartışma hatta uygulamama hakkına sahiptir. Vicdan, insana sadece doğrunun ve insan hayatının idealinin ne olduğunu göstermekle kalmıyor, insana gücünün yettiği nispette bunları gerçekleştirmeyi de bir kanun veya vazife olarak mecbur kılıyor.

Sorumluluk ve Yaptırım

Yükümlülük ve vazife kavramından iki temel kavram daha çıkar. Bunlardan biri sorumluluk, diğeri yaptırımdır. Sorumluluk, hür ve akıllı olan kimsenin hareketlerinden doğan sonuçlara katlanmasıdır. Gerek ahlaki, gerekse hukuki sorumluluk, herhangi bir durumda kendisinden bekleneni yapmayan kişi için vardır. Bir kimse belli bir durumda yapması gerekeni yapmaz ise sorumlu tutulur. Buna göre sorumluluk bir tür vazifedir. Yaptığı hareketin şuurunda olmayan akıl hastaları, çocuklar, sarhoşlar sorumlu tutulmazlar. Akli melekelere sahip olmak, sorumluluk için yeterli bir unsur değildir. İnsan bir şeyi yapıp yapmamakta, alternatiflerden birini seçme konusunda serbest olmalıdır ki sorumluluk söz konusu olabilsin. Çünkü sorumluluğun temeli hürriyettir. Ve hürriyet kişinin karşısında gerçek alternatiflerin bulunması demektir. Her davranış insana aynı derecede sorumluluk yüklemez. Sorumluluğun derecesi, öncelikle kaidenin kaynağı ile ilgilidir. Kaide, hangi makam veya otorite kaynaklı ise, sorumluluk da birinci derecede o mercie karşı olur. Mesela ilahi hukuk ile ilgili meselelerde temel sorumluluk Tanrı’ya karşıdır. Laik bir hukuk sisteminde ise topluma karşı sorumlu olunur. Sorumluluğun derecesini belirleyen diğer faktör ise davranışın meydana getirdiği zararın derecesidir. Burada zarar kavramı ve onun dercesine ait ölçüler her yer ve her zamanda aynı değildir. Hukuk kurumları meseleyi sübjektif yargıdan kurtarmak için bazı standartlar belirlemiştir. En büyük yaptırım gücü insanın vicdanıdır. Vicdanın yaptırım gücü suçluluk duygusudur. Bu duygu, insanın kendi davranışı için şahsen yapmış olduğu yargıdır. İşte bu bakımdan, iyi bir ahlak düzeni oluşturmak isteyenler, hukuk kaideleri ile sosyal ahlak normları ve toplumun istekleri ile ferdin istekleri arasında fark yaratmamaya çok özen göstermelidirler.

Vicdan ve Hukuk

Hukuk, toplumsal düzeni sağlamak ve toplumsal ihtiyaçları karşılamak amacı ile devlet tarafından konmuş ve bunlara uyulmadığı zaman yaptırımlar ile sonuçlandırılmış kurallara denir. Fakat, sadece kuralları koymakla toplumsal düzen sağlanamaz. İşte konulan bu kurallara uyulması için devlet, uymayanlara müeyyide uygulamaktadır. Bir bakıma, kurallara uymak zorunludur. Peki bu durumda gerçekten vicdan, hukukun biraz ötesi mi? Evet, toplumsal vicdan; mevcut hukuk sisteminin çok ötesi. Ahlâk, toplumsal vicdanın toplumun kendisi ile hesaplaştığı noktadır. Hukuk kurallarının temelinde, topluma mal olmuş ahlaki anlayışlar yatar. Hukuk ve ahlakın kesiştiği nokta ise vicdandır. Hukuk , vicdani kanaat oluşturulurken dikkate alınan ölçü ve sınırdır. İnsanı, adaletli yapan devletin yasaları değildir, aksine insan yasaları adaletli hale getirir.

Vicdan ve Değerler Eğitimi

Vicdan büyük bir ahlaki değerdir ve insanın ahlaki davranışlarında çok önemli rol oynar. Vicdan yaşanan çalkantılı hayatımızda adeta bize yolumuzu bulma imkanı veren bir pusula gibidir. Doğru çalışması için vicdanınızın doğru şekilde programlanması ve kalibre edilmesi gerekir. Bilgisiz ve eğitimsiz bir vicdanın istikrarsız ve güvenilmez sonuçlara götürmesi kaçınılmazdır. “Değer eğitimi” kavramı, çocuklara doğru seçim yapabilme, dürüst olma, sevgi ve saygı gösterme, sorumluluk sahibi olma, adil davranma ve kendisiyle barışık olma gibi temel özelliklerin kazandırılması anlamına geliyor. Değerlerin çocuklar tarafından benimsenmesi, yetişkin birer birey olduklarında onların hayatlarına sağlıklı bir şekilde devam etmeleri açısından önem taşıyor.

Ailede Vicdan ve Değerler Eğitimi

Aile, çocukların maddi ihtiyaçlarının karşılandığı kadar manevi ihtiyaçlarının da tatmin edilmesi gereken, gözlerini hayata açar açmaz kendine model aldığı anne ve babasının kurallarıyla vicdanını eğittiği bir müessesedir. Değerler eğitiminin amacı, bireyin değerlere bağlı bir kişilik geliştirmesini sağlamaktır. Bireyin değerlerle donanması ancak eğitimle mümkündür. Burada en büyük sorumluluk çocuğun ilk ve en önemli çevresi olan aileye düşmektedir. Değerler eğitiminin amacı, çocuğun doğuştan getirdiği en iyi tarafı ortaya çıkarmak; kişiliğinin her yönüyle gelişmesini sağlamak; insani mükemmelliğe ulaşmasına yardımcı olmak; bireyi ve toplumu kötü ahlaktan korumak ve kurtarmak, bunun yanında iyi ahlakla donatmaktır. Bu sebeple, çocuklara ahlaki olan ve ahlaki olmayan özellikler hakkında doğru bilgiler verilmeli, sağlam kanaatler oluşturulmalıdır. Disiplinin ve sevgi ilaç gibidir. Azıda, çoğu da zararlıdır. Disiplinsiz aile ortamı çocuklara dış dünya ile uyum sorununa neden olur. Evin içinde istediğini yapabilen, kural tanımayan çocuk dışarıda sürekli disiplin suçu işlemeye eğilimli olacaktır. Sevgisiz çocuklar ruhsal ve duygusal yönden sorunludurlar. Çünkü sevgi ruhun en büyük gıdasıdır, var olmanın temelidir ve sevginin bittiği ailede insanın ruhu yaralıdır. Sevginin fazlası ise şımarıklık her şeyi kendisine hak görme istediğini yapma ve dünyanın merkezine kendisini koymayı getirir. Empati yoksunu bencil yapı gelişir sınır ve sorumluluk bilinci gelişmez. Başarısızlık ve felaketlere rağmen, hayata karşı güvenlerini sonuna kadar saklayabilen vicdanlı ve iyimser insanlar, daha çok iyi bir annenin sıcaklığı ile büyütülmüş olanlardır. Bedensel ihtiyaçları yanında çocuğun sevgi ve ilgi gibi ruhsal ihtiyaçlarının karşılanmasında en etkin rolü üstlenmiş olan annenin disiplin anlayışı, çocuğun vicdanının şekillenmesinde derin izler bırakır. Vicdan sahibi çocuklar yetiştirebilmek her şeyden önce çocuk yetiştirmenin temel ilkelerine uymayı gerektirir. Bu temel ilkeler, sağlıklı iletişim kurabilen, sorunlar karşısında uygun çözümler üretebilen, zorluklarla baş edebilen, çeşitli travmaları başarıyla atlatabilen birer erişkin olmasını sağlayacak olan temel ilkelerdir.

Okulda Vicdan ve Değerler Eğitimi

Okulda değerler eğitiminin amacı; İyi karakterli bireyler yetiştirmek, temel değerleri pekiştirmek, çocukların kendilerine ve topluma yararlı olacak temel değerleri psikolojik, bilişsel ve sosyal gelişimlerine uygun olarak kazanmalarını sağlamak, çocukların kazandıkları değerleri davranışla ifade etmeleri yönünde fırsat vermektir. Çocuklarımıza değerlerimizin okullarda öğretilmesi sağlıklı bir toplum oluşturmak açısından son derece önemlidir. Öğretimin sadece zihinsel öğrenmelerle sınırlı kalmayıp, öğrencilerin duygu, tutum, değer, inanç gibi davranışlarının hepsinin geliştirilmesini yani eğitimin bütünselliğini tamamlayan unsurlardan biri de değerler eğitimidir. İyi karakter, ahlaki değerleri anlama, onları içselleştirme ve onlar doğrultusunda davranmayı kapsar. Bunun için de çocuk ve gençlerin öğrenmeye, rehberliğe, yönlendirmeye ve uygun rol modellerle karşı karşıya kalmaya ihtiyacı vardır. Öğrenim çağındaki her bireyin uygun ahlaki ve insani kararlar almasına, öğrendiği değerleri davranış haline dönüştürmesine yardımcı olmak, okulun görevleri arasındadır. İyi bir karakter yapılanması için okulda yapılması gereken değerler eğitimi en genel anlamıyla, örtük veya açık program aracılığıyla, yetişen yeni nesle temel insani değerleri kazandırma, değerlere karşı duyarlılık oluşturma ve onları davranışa dönüştürme konusunda yardımcı olma gayretinin ortak adıdır.

Sonuç

Anlaşılan o ki; vicdan faydalı bir iş yaptığımızda bizi sevindiren; kötü bir şey yaptığımızda da bizi üzen bir duygudur; bizi hayra sevk eden ve kötülüklerden alıkoyan bir sestir. Vicdan; kendi kendimizi suçlayabilme, sorgulayabilme, direnebilme ve gerektiğinde kendimize bile savaş açabilme, kendimizi kendimize tanık edip, kendi kendimize ceza kesme üstünlüğüdür. Özdemir Asaf “Küçük kararları aklımla, büyük kararları kalbimle almayı öğrendim” derken vicdanı işaret eder. Şüphesiz vicdan tek başına doğruyu bulamaz. Mutlaka onun iyi yönde programlanması ve eğitilmesi gerekir. Vicdan bir bilgisayar programına benzetilebilir. Yani neye göre programlarsak, o yönde hareket eder. Bizler, akıl ve vicdanımızın bize gösterdiği yol ile egomuzun ve dizginlenememiş duygularımızın istekleri arasında zaman zaman seçimler yapmak zorunda kalırız. Aslında, tüm bunlar biraz bilgi biraz sorumluluk ve biraz da deneyimle birleştirilirse, kusursuz sonuçların alınması her zaman olasıdır. Mutlak iyilik ve güzellik sahibi bir varlığa inanan, iç bilinç boyutu aktif, vicdan sahibi birey, iyilik ve güzelliklerin insanı olacak, iyilik ve güzellikleri düşünecek, isteyecek ve başka herkesin de böyle olması için gayret sarf edecektir. Neticesinde birey ve toplum için mutluluğa giden yol açılmış olacaktır. Vicdanın ve samimiyetin, temel değerlerin olsun, değersiz insanlarla da arkadaşlık etme, hataya düştüğünü anladığında, onu düzeltmek için hiç tereddüt etme. Unutmayın iyi bir vicdan, en rahat yastıktır.

Kaynak

Vicdan Kavramının Psiko-Sosyal Tahlili, Abdulvahit İmamoğlu Vicdan Kavramına Psikolojik ve Dini Yaklaşımlar, Davut Ceylan Dini, felsefi, psikolojik boyutlarıyla vicdan ve değerler eğitimindeki yeri, Mahmut Zengin

Loading...
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sitemizde yayınlanan yazıların telif hakları haber kaynaklarına aittir, lütfen izin almadan kopyalamayınız.