Demokratik sadakatin sonuna yaklaşıyoruz

nihat genç
Meksika Körfezi’nde BP’nin petrol sızıntısı (dünya tarihinin en büyük çevre felaketlerinden biri) meydana geldiğinde, Amerikalılar, BP’ye izin veren politikaların sahibi Obama ve sondaja destek veren muhalif eski Alaska valisi Palin’i ‘Pompala bebeğim pompala!’ diye dalgaya aldılar..
Güneydoğu’da iç savaş ateşi parlamaya harlanmaya başladı, çözüm sürecine tam gaz yola devam eden Tayyip Erdoğan’a şimdi biz ne diyelim, ‘pompala Tayyip pompala!’
Hukuk’u kurumlarını ve devleti cemaat’e kaptıran AKP’nin Güneydoğu’da da egemenliği PKK’ya kaptırdı..
Demokrasi ve hukuk’u kökünden bu kadar sakatlayan insanlar dur durak bilmiyor Anayasa değişikliğine doğru tam gaz gidiyorlar.. Türk Vatandaşlığı ibaresi Türkiye vatandaşlığı ibaresiyle değiştirilip ülkenin bir vatanın köküne kibrit suyu dökmenin adına ‘süreç’ demişler..
Türkiye ‘tek ürünle’ yönetilen Arap ülkelerine çoktan döndü, tek ürün(petrol) tek kral ve diplomasi yerine ‘Obama’ya bağlı tek telefon’!
Türkiye operasyon üstüne operasyonla ekranlarda ve gazetelerde ‘tek ürün’ ‘tek tip’ liberal ve İslamcı yazarlar ve tek Kral’la karşı karşıya..
Ergenekon Balyoz’un hukuk gaddarlıkları CNN, NTV ve Habertürk’te yedi yıl eşsiz bir pembe dizi kıvamında izlediniz..
Her ulusun bir tarihi ve duyguları vardır, Yemen Türküsü gibi nicesi, türkülerimizle Türkçe duygu bakımından çok çok zengindir, öyle ki ‘şimdi ağlarım’ diye milyonlarca insanımız türkü dinlemekten kaçınır, bu milli duygular kalkarsa ‘boşluk’ olur, bu boşluğu illegal vahşi terörist gruplarla dolduramazsınız, toplum infilak eder..
Türkiye’nin büyük bilimsel ve sanayi ve sportif başarılar kazanıncaya kadar yakın geçmişin milli direniş hikayelerine çok ihtiyacı vardır..
‘Profesör evrenselciliği’ denen profesör can sıkıntısından türemiş bir ‘evrensel yurtseverlik’ kavramı vardır, bölünme federasyon tehlikeleri bir gün ortadan kalktığında bu profesör fantezileri ciddiye alınabilir, ancak şimdi ülkede demokrasi, terörist grupların ve cemaatlerin çıkarttığı sesin yüksekliğiyle ele geçirilmiş durumda.
Hem şeriat hem etnik bölünme kapıdayken bu dağılmanın kapısını aralayan ‘Anayasal yurtseverlik’i infilak ettirici bomba gibi kullanmaya çoktan başladılar bile..
Son yirmi yıldır ‘özgürlük’ başlığı altında birileri fena halde ‘süslü’ konuşarak ülke hamurunu bozdular, etnik ve cemaat yapılarına kapı açtılar..
Pandispanya çok basit yumurta un şekerin çırpılmasıyla yapılan çok hafif ve eskiden pastanelerde tava tava bulunan bir tatlıydı, şimdi yok, çünkü yumurtanın unun şekerin kendisi bozuldu.. Pastalarımız rokoko süslerle koltuk perde takımlarına benzemeye başladı, herşey abartı ve gösteriye teslim edildikçe sade güzelliğini kaybetti, süslü konuşmayla bölünme tehlikesi at başı gidiyor, ülke insanımız bölünmeyi tetikleyen bu süslü konuşmaların ne anlama geldiğini yeni yeni anlamaya başladı..
Geçtiğimiz yedi yıl içinde Türkiye’nin bütün kurum ve muhalifleriyle içeri tıkılıp sindirilip ele geçirilip ‘tapusunun’ elinden alınması neticeye doğru ilerliyor..
Osmanlı orduları I. Cihan savaşında yenildi ve topyekün teslim olup silah bıraktı, sorumuz şu, galip ülkeler parçalanmış ve dağılmış Anadolu topraklarında bir anayasa yapmış olsaydı, hangi nasıl bir anayasaya yapardı?
Şüpheniz olmasın ‘Anadolu vatandaşlığı’, ‘Türkiye vatandaşlığı’ gibi ‘kavramlarla’..
Yani, II. Dünya Savaşı sonrası topyekün yenilmiş Almanya Anayasası gibi bir anayasa yaparlardı..
Zaten bugün nerde bir bölünme parçalanma federasyon ayrılma tartışması varsa profesörlerin getirip önümüze koydukları anayasa: Almanya Anayasası.
Diğer anayasalardan Almanya anayasasını ayıran tek özellik, şimdi bizim yeni anayasamız için teklif edilen, Türkiye Vatandaşlığı gibi  ‘Anayasal yurtseverlik, anayasal vatandaşlık’ kavramıyla meşhur oluşu..
Anayasal yurtseverlik kavramı yenilmiş mağlup olmuş elinde iradesi alınmış Almanya’ya özgü bir kavram..
Şimdi yetmiş milyonluk bir ülke eli silahlı üç-dört bin kişilik terörist PKK’ya yenilmiş gibi Anayasal yurtseverlik kavramıyla ülkeyi ortadan ikiye bölmenin resmi müzakeresi içindeler..
Yurttaşlık zaten soyut bir kavram, üstüne bir de ‘anayasal yurttaşlık’ demek, soyutun soyutu.. Bu soyutun soyutu ruhsuz tarihsiz kimliksiz kavramı Almanya Anayasasına niçin soktular: Almanlar’ın tarihleriyle geçmişleriyle soy kütükleriyle dün’le ve milli kimlikle bütün ilişkilerini kopartmak için..
Almanlar Yahudileri soykırımdan geçirmişti ve bu suç sadece Naziler’in değil bütün Almanya’nın ‘kollektif suçu olarak görüldü..
Almanya anayasası Yahudi soykırımı travmasıyla yapılmıştır.. Sibirya steplerinde iki Eskimo iki Japon iki Çinli iki Afrikalı bir kooperatif kursa, vatansız kimliksiz tarihsiz aynı Anayasal Yurtseverlik anayasasını yapar..
Türkiye’ye çözüm sürecini dayatıp Anayasasının en temel egemenlik tanımını değiştirip anayasal vatandaşlığın önünü açmak isteyenler aynı amaçlarla on yıllar boyunca Türkiye’de ameliyat masasında iş başında..
Ermeni soykırımını dayatanların amacı da bu hepimizi ‘kollektif bir soykırım suçu’nun ortağı yapmak.
Tek Parti Dönemi ve Cumhuriyet’e saldıranların asıl hedefi de bu, bizleri gaddar vahşi faşist bir geçmişin ‘ortağı’ yapmak için yakın tarihimizin belleğine hücum ediyorlar..
Dersim’le yapılmak istenen de bu, andımızın kaldırılmasıyla yapılmak istenen de bu..
Yakın tarihin belleğine hafızasına saldırılarak yakın tarihle, kuruluş ve kurtuluşla yani anti-emperyalist ve bağımsız bir egemenliğin kökleriyle ‘ilişkimizi’ kesip bizleri vatansız yurtsuz tarihsiz kimliksiz hale getirmek. Göçmen kuşlar gibi boyunlarımıza bir halka bir numara takmak istiyorlar..
Son yirmi yılda milli kimliğe aralıksız saldırılar düzenlenmesinin amacı buydu.. Ve son yedi yılda bu milli kimlik aşağıdan yukarı yazarından komutanlarına kadar ‘mahkemelere’ taşındı, cumhuriyet, tek parti, marşlarımız, hepsinin önce manşetlerde kirletilip sonra mahkemelere taşınmasının sebebi bu..
Geçmişi yıkmak.. Belleği yıkmak. Kolektif bir suç oluşturmak ve sil baştan sıfırdan yeni bir kimliksiz geçmişsiz tarihsiz bir ‘anayasa’ inşa etmek..
Bağımsız egemen, kurtuluş savaşı verip cumhuriyet kurmuş ‘iradeyle’ tam anlamıyla  bağları kopartmak..
Bir esir kampında yönetmelik düzenlemek gibi..
Azılı suçlu faşist soykırımcı ve vatansız kimliksiz ruhsuz köksüz bir anayasayla cumhuriyet parantezini iptal edip bütün silahlarını teslim eden Osmanlı’nın son günü Sevr dayatmasına dönmek..
Çözüm süreç deyip nihayetinde gelmek istedikleri yer burası, tek engelleri muhalifleri nasıl dizginleriz sorusu kaldı, ki zaman içinde CHP’yi de tasfiye edip süreç kıvamına sokup çoktan içini boşaltıp yeniden şekillediler..
Şimdi AKP ve CHP el ele milli kurtuluş savaşı hiç verilmemiş cumhuriyet hiç kurulmamış gibi Osmanlı’nın silah teslim ettiği noktaya doğru sürükleniyoruz..
Bir milletin kimliği ve tapusunun ‘iptal’ edilmesi..
Hiç kimsenin düşünmek dahi istemediği birliğin düzenin hukukun ve sadakatın bittiği son noktaya bir seri operasyonlarla sürüklendik..
Tayyip Erdoğan’ın diktatörleşmesine sebep budur, herkesi susturmak bastırmak silmek ortadan kaldırmak, ve yeni Anayasa’yı kabul ettirecek ezici çoğunluğu seçim hileleri ve yasa tanımazlıkla elinde tutmak..
Çözüm sürecinin müzakerelere bakarsak hepimizi bir günde Hasan Tahsinleştirecek bir meşum gün’e doğru ilerliyoruz..
Genelkurmay başkanı ve yüzlerce soylu aydın ve subayı belgesiz delilsiz içeri tıktıklarında dahi bu topraklarda insanlar ‘hukuk’a sadakattan şaşmadı.
Ancak şimdi anayasaya demokratik sadakat’ın son günlerine yaklaşıyoruz..
Ve maalesef kurtuluşu kuruluşu yakın tarihi kimliği öz geçmişi hafızasıyla ipleri kopartmak için yola çıkanların en önünde CHP var.
CHP kendini tarihini kuruluşunu çoktan inkar etti ve ‘süreç’ korosuna katıldı, Süheyl Batum’un partiden atılmasına yol açan olay Anayasa Komisyonu’nda bu ‘anayasal yurttaşlık’ tanımını reddetmesidir..
CHP kendi seçmeninin başına çorap örmüş çoktan beri AKP’yle süreçte aynı yasaların geçmesini aynı ifadelerin kullanılmasına onay vererek AKP’yle yola çıkmıştır..
Son yedi yıldır Türkiye’ye bir yığın operasyon çekildi, ve CHP bu operasyonlardan payını alıp ruhunu kimliğini tarihini savunamaz suçlu haline getirildi. Ve ulusalcılardan temizlenerek işte bu ‘anayasal yurttaşlığı’ benimseyen destekleyen bir Yeni CHP oluverdi..
Bu saatten sonra artık biz soykırım yapmadık ya da cumhuriyet bir Nazi rejimi değildi ya da Türk kelimesi ‘ırkçılık’ değildir diye savunma yapmanın hiçbir anlamı faydası da kalmamıştır.
Bütün bu süreci hazırlayan bir dizi operasyonlar iftiralar ve mahkemeler hepinizin gözleri önünde cereyan etti..
Hızlı çekim konuşursak, dört bin silahlı adamı olan bir terörist yapı, yetmiş milyon insanın kimliğini yurdunu tarihini egemenlik haklarını elinden aldığını gösteren olaylar yaşıyoruz..
Bu ham romantik hayal öyle ileri bir safhaya vardı ki PKK şimdi ilçe ilçe sokak sokak ‘etnik temizliğe’ başladı.
Sindirecek kovacak göçe zorlayacak.
Şimdi bir İslami yapı yarın Araplar’ı korucular’ı daha yarın kendinden saymadığı aşiretleri temizleyecek. Kobani’de yaptıkları gibi..
Zaten genel başkanları Türkiye’nin de ‘kobani’ gibi bir yapıda olmasını teklif ediyor..
Delirmiş bu hayalperestler ve onlara meme verenler bütün bu şımarık vahşi iç savaş oyunlarını bizlerin demokratik sadakati üzerinden oynuyor.
Görünen o ki hepsi rüyada ve burunları havada, Anayasa’da yapılacak kimlik değişimi sonrası büyük geniş milyonlarca kitlenin demokratik sadakatları sona erdiğinde olup bitecekleri, kimse hesap etmiyor, ateşle oynuyorlar!
Nihat Genç

Loading...
Loading...

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*