Zarafet ve İncelik ile İlgili Söylenmiş Güzel Sözler

Zarafet ve incelik sözlerini sizler için hazırladık bu sayfada. Anlamlı ve etkileyici Zarafet ve incelik sözlerini bu sayfada okuyabilir ve arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz. Umarım beğenirsiniz.

Zarafet tortularından süzülmüş bir kişiliğin işareti, bir tür edinilmiş asalet halidir.Zarafet, her çeşidiyle insana, insan olma kalitesini hissettirir. Onun sayesinde insan, tabiatına bir hikmete binaen yerleştirilen vahşiliği, kabalığı hoyratlığı bir yana bırakarak bir melek saffeti, temizliği ve inceliğini yaşar. Zarif insanı herkes sever, bağrına basar. Hem evinin, hem gönlünün kapılarını aralar.

Zarafeti olmayan, nezaketle terbiye edilmeyen bütün varlıklar, gitgide canavarlaşır. O halde zarafet haddi aşmamak da demektir. Haddi aşan her şey çevresine zarar verir çünkü.

Her tavrın bir zarafeti vardır. Sözün zarafeti şiir, rengin zarafeti resim, taşın zarafeti mimari, sesin zarafeti beste olarak dışa yansıdığı vakit eşya da zarafet kazanır ve sanat olur.

En Güzel Zarafet Sözleri

Hiç kavga etmediğim değil, güzel kavga ettiğim insanları seviyorum ben. Çünkü kavga aklın, kavga halinde dahi zarafet ise vicdan ve asaletin göstergesidir.Ulaş Can

Bir kez içindeki göğe yerleştin mi, bir yuva buldun mu, eylemlerinde ve davranışlarında muhteşem bir olgunluk yükselir. O zaman yaptığın her şeyde bir zarafet vardır.Osho

Bir şeyin görüntüsü, duygular doğrultusunda değişir; böylece biz nesnelerin içlerindeki zarafeti ve büyüyü görebiliriz; işte o anda bu sihir ve zarafet aslında bizim kendi içimizdekilerdir.Halil Cibran

Kalbin edebi sükûttur. Susan kurtulur. Güzellik dilin altında gizlidir. Sükût, incelik, edep ve zarafet insanı her gittiği yerde sultan yapar.Anonim

Zarafet yüzeysel bir şey değildir; insanlığın hayatı ve yapılan işi saygın kılmak için bulduğu yoldur.Paulo Coelho

Sözlerin tatlı, tavırların zarif olsun. İnsanın kabası, ısıran köpek gibidir, herkes tarafından taşlanır.Ali Fuat Başgil

Zarafet ile İlgili 10 Güzel Söz

Güzel göz, başkalarındaki iyiliği görendir. Güzel dudak, sevecen sözcükler söyleyendir. Zarafet ise hiçbir zaman yalnız değilmiş gibi yürümektir.Mümin Sekman

Sözlerdeki incelik güven yaratır. Düşüncedeki incelik derinlik yaratır. Duygulardaki incelik ise sevgi yaratır. Bunlara sahip olan insan ise her zaman kendini aratır.Lao Tzu

Çöldeki yabani otlar yaşar. Oysa bahar çiçekleri çabucak solar. Ne zarafet, ne asalet ne trajedi.Khaled Hosseini

Aşk insandaki ağırlıkları izale eder, kalabalıkları yontar, ruha zarafet verir, kalbin bulanıklığını temizler, kişiliğe asalet katar. Şefkatli ve merhametlidir, şerefli ve yücedir.İskender Pala

Eğer aşk bir incelikse dendiği gibi, o incelik fazlasıyla var sende, umut ediyorum ki gerçek olacak hayallerim bu incelik sayesinde.Cervantes

Kusursuz zarafet, insanın yaradılışında varsa, hele bununla süslenen kimse zariflik taslamayı aklından bile geçirmezse, etkisi kuvvetli olur.Stendhal

Susan kişiler, yoksundurlar yürekten gelen incelik ve nezaketten. Bir itirazdır suskunluk; Yutuvermek zorunlu olarak kötü bir kişilik oluşturur.Friedrich Nietzsche

Leylâ’ya Mecnun’un gözüyle bakmalısınız ki, ondaki ince güzellik size görünsün. Ondaki eşsiz zarafet ancak o zaman görülebilir.Şeyh Sadi Şirazi

Biraz zeka, biraz da zarafet ve medeniyet, taşla sopayla yaratılan tahribattan çok daha asil ve etkili sonuçlara yol açabilir.Ali Lidar

Üstüne titrediğim bir insan erdemidir incelik. Kabalık öyle boyutlara, öyle saygısızlıklara vardı ki, gide gide üslubun biçimden de, özden de çok daha değerli olduğuna inanmaya başladım.Şükrü Erbaş

Anlamlı Zarafet Sözleri

Kıpkırmızı açar zarafet çiçeği. Yanı başında lütuf çiçeği, mavi. Zarafet çiçeği yaşam. Lütuf çiçeği ölüm. Tatlı ve acıdır yaşam.Wolfgang Borchert

Bir yandan insanın yüreğini göğüs kafesinden taşıran bir coşku, bir yandan bilmeyi ve anlamayı utangaçlık halinde yaşatan incelik.Şükrü Erbaş

Bir kadın kendi kuyularında ıslak ve hüzünlü. Söylüyorsa hâlâ bir incelik türküsünü. Sevgiye inandığından, sevgisiz olduğundandır.Şükrü Erbaş

Kibar insanların incelikleri tek yanlı olmaz, karşılıklı incelik yapılmalı; saygı böyle gösterilir. Bir adım o yol vermeli, bir adım da sen.Dostoyevski

Erkek meşe, kadın sarmaşıktır; güç erkeğin, zarafet kadınıdır.Ursula K. Le Guin

Küçükte edep yok, uluda bilgi. Kabalık çoğaldı, incelik silindi, yitti. Yusuf Has Hacip

Bazı türkülerin hüznünde, yaratıldıkları toprağı ve zamanı aşan bir zarafet vardı.Murathan Mungan

Kibarlık, incelik insanın kalbinden gelir. Bunları dans hocaları öğretmez.Dostoyevski

Eskiden aşkta bir zarafet vardı, bir mahremiyet…Kaldı mı şimdi öyle bi’şey? Adamla tanış, üç gün sonra yatak… Atina’da da böyle, İstanbul’da da… Böyle aşk mı olur be? Özleyeceksin, özleteceksin ki bir değeri olsun.Ahmet Ümit

Farkında bir kişi, her anı müthiş bir zarafet ve güzellikle yaşar.Osho

Etkileyici Zarafet Sözleri

Kalbim sertleşip kavrulurken üstüme merhamet sağanaklarıyla gel.Hayattan zarafet kaybolunca, bir şarkı ile gel.Rabindranath Tagore

Zarafet göze batmak değil, akılda kalmaktır. Giorgio Armani

Tek bir gül, bana bizi hatırlattı. Zarafet ve acı nefes kesen bir güzelliğin içinde birbirine bağlı.Geneva Lee

Gerçek zarafet; bir kadınla bir erkeğin ruhları arasındaki ahenkten ortaya çıkan aşktır.Halil Cibran

Eğer gerçeği açıklamak istiyorsan, zarafeti terziye bırak.Albert Einstein

Bir incelik gösterin, incinmesin yüreğim…Cahit Zarifoğlu

Rüzgarın ekinlere dokunmasından çıkan o eşsiz sesi düşünün. Bu ne incelik.İbrahim Tenekeci

Bu dünyada her şey ne bayağı, ne beyhude, ne kirliydi!.. Bu dünyada güzellik bir hayal, sezgi bir efsane, asalet ve zarafet, insanın üstünde hafif bir cilaydı.Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Ağır akan su kayayı oymuş, kardelen çiçeği donuk toprağı delip başını çıkarmış, zarafet kabalığı yenmiş, dişilik bir kez daha erkek üzerindeki yumuşak zaferini sessizce ilan etmişti.Zülfü Livaneli

Sertlik ve katılık ölümle, yumuşaklık, esneklik ve incelik yaşamla yoldaştır. En sert fırtınalarda kocaman ağaçlar devrilir ama incecik fidanlara hiçbir şey olmaz.Hakan Mengüç

Söylüyorsa hala bir incelik türküsü. Sevgiye inandığından, sevgisiz olduğundandır.Şükrü Erbaş

Bir kadının iyi içki içmesi kadar seyretmesi zevkli bir gösteri yoktur. Yanan çemberin içinden atlayan kaplanları seyretmek gibidir bu gösteri. İçki kadehlerinin içinden geçen kadınlar. Melek gibi olurlar. Sarhoşlukları, kendilerinden geçmeleri asil bir zarafet içinde, büyüler seyredenleri.Hakan Günday

Özlü Zarafet Sözleri

Asalet; boyda değil soyda, incelik; belde değil dilde. Doğruluk; sözde değil özde. Güzellik; yüzde değil yürekte olur.Mevlana

Ne isteyişinde zarafet ne de kabul edişinde minnet vardı.Oscar Wilde

Hayat birkaç kadına zarafet bağışlamış, diğerlerini reddetmişti sanki.Charles Bukowski

Zihnin gelişmesi için de disipline ihtiyaç vardır; disiplinsiz zihin incelik kazanamaz.Bertrand Russell

İyi niyet yetmiyor; bilgi ve haddeden geçmiş bir zarafet de lazım, tarih bilmek lazım, coğrafya bilgisi lazım.İlber Ortaylı

En küçük ve ehemmiyetsiz gibi görünen sivrisineğin kanadındaki incelik ve sanat, insan yapısı en büyük bir dev nakliye uçağının kanadında yoktur.Şefik Can

Ağır akan su kayayı oymuş, kardelen çiçeği donuk toprağı delip başını çıkarmış, zarafet kabalığı yenmişti.Zülfü Livaneli

Devlet idare etmek incelik ister. Devlet adamı, her attığı adımın on adım ötesini görebilmelidir.Ayşe Kulin

Giysilerdeki zarafet, hareket özgürlüğü demektir.Justine Picardie

İrfan, talibine ne kazandırır: önce letafet, sonra nezaket, en son zarafet.Dücane Cündioğlu

Kadının kimse tarafından görülmediğini zannettiği bir anda, taranırken, yüzünü silerken, ayaklarını ısıtırkenki hareketleri çok ilginçtir, tam anlamıyla Leonardovari bir zarafet içerir.Marcel Proust

Zarafet, aydınlanma karşılığı ödenen küçük bir bedeldir. Ve ben bunu seve seve ödüyordum.Ursula K. Le Guin

Reklamlar

Orhan Pamuk Sözleri ve Alıntıları

Orhan Pamuk sözleri ve alıntılarını sizler için hazırladık bu sayfada. Anlamlı ve etkileyici Orhan Pamuk sözleri ve alıntılarını bu sayfada okuyabilir ve arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz. Umarım beğenirsiniz.

Orhan Pamuk, 1952 doğumlu Nobel Ödülü sahibi ünlü yazar. İsveç Akademisi tarafından verilen 2006 Nobel Edebiyat Ödülü’nün sahibi olan Pamuk, bu ödülü alan ilk Türk yazar olarak tarihe geçti.

Orhan Pamuk 1952’de İstanbul’da doğdu. Cevdet Bey ve Oğulları ve Kara Kitap adlı romanlarında anlattığına benzer kalabalık bir ailede, şehrin batılılaşmış ve zengin semti Nişantaşı’nda büyüyüp yetişti.

İstanbul Teknik Üniversitesi’nde üç yıl mimarlık okuduktan sonra, mimar ve ressam olmayacağına karar verip bıraktı. İstanbul Üniversitesi’nde gazetecilik okudu, ama bu işi de hiç yapmadı. Pamuk, yirmi üç yaşından sonra romancı olmaya karar vererek başka her şeyi bıraktı ve kendini evine kapatıp yazmaya başladı.

En Güzel Orhan Pamuk Sözleri ve Alıntıları

Çok sevdiğimiz bir varlığa, hiçbir karşılık beklemeden en değerli şeyimizi verirsek, işte dünya o zaman güzel olur.

Utanmazlık bulaşıcı olduğu için de bazen bu ülkede boğulacak gibi olurum. Çoğu sizin de utanmaz olmanızı ister.

Kendini korumak için aklını sürekli çalıştıran benim gibi birinin mantığıyla değil, mantıksızlığıyla anlaşılacak bir şey olmalı aşk.

Adaletsizlik ve kötü insanlar, aslında dünyanın her yerinde var. Önemli olan insanın içindeki iyiliği koruyacak bir hayat yaşayabilmesidir.

Mutluluk, insanın sevdiği kişiye yakın olmasıdır yalnızca. (Ona sahip olmamız gerekmez)

Mutluluk nedir: Bütün bu yokluğu, ezikliği unutabileceğin bir dünya bulmak. Birisini bütün bir dünya gibi tutabilmek.

Orhan Pamuk Tarafından Söylenmiş 12 Güzel Söz

Her akıllı insan hayatın güzel bir şey olduğunu, amacının da mutlu olmak olduğunu bilir. Ama yalnızca aptallar mutlu olur. Nasıl izah edeceğiz bunu?

Bana yalan söylemeni isterdim aslında… Çünkü insan ancak kaybetmekten çok korktuğu bir şey için yalan söyler.

İstemediğim konuları bazen düşünmemeyi başarabiliyordum. Bazen da tam tersi oluyor, düşünmeyi istemediğim bir resmi ya da kelimeyi aklımdan hiç çıkaramıyordum.

Bir kadınla üç şey yapabilirsin: Ya onu seversin, ya onun için acı çekersin ya da onu yazarsın.

Görücü usulü evlilikte zor olan şey, kadının hiç tanımadığı biriyle evlenmesi değil, hiç tanımadığı birini sevmek zorunda olmasıdır, derler… Ama aslında bir kızın hiç tanımadığı biriyle evlenebilmesi daha kolay olmalı, çünkü tanıdıkça inanın erkekleri sevmek daha da zorlaşıyor.

Herkesin bildiği gibi evlenebilmek için aşk değil güven daha önemli bir duygudur.

İnsan bazen hiç tanımadığı ve bir daha da hiç görmeyeceğine emin olduğu birisine bütün hikayesini anlatmak ister ya, her şeyi.

Akıllı bir hayvan olan kedi nankör değildir; yalnızca köpekleri seven yazarlara güvenilmeyeceğini bilir.

İnsan terk ederken bir sebep gösterir. Bunu söyler. Karşısındakine cevap verme hakkı tanır. Öyle durup dururken gidilmez.

Sanki olmasını istediğim şeyler çok yavaş oluyor ve olurken de onları düşündüğüm ve beklediğim gibi olmuyorlar; hepsi sanki beni öfkelendirmek için ağır ağır geliyorlar ve sonra birden bir bakıyorsun, hemen geçip gitmişler bile.

Yenilgi ve zaferin yalnızca birer kelime olduğunu düşündüm; hangisine inanırsan o gelir seni sonunda bulur.

Kendimi başkalarından ayırmak, herkesinkinden daha başka bir amacı olan özel biri olarak görmek istemiştim. Bu da buralarda affedilecek bir suç değildir.

Masumiyet Müzesi Sözleri ve Alıntıları

İçinde tekrarlanan ‘niye geldin?’ sorusu, ‘iyi ki geldin’ biçimini almıştı hemen.

Her akıllı insan hayatın güzel bir şey olduğunu, amacının da mutlu olmak olduğunu bilir. Ama yalnızca aptallar mutlu olur. Nasıl izah edeceğiz bunu?

Sonu mutlu biten bütün aşk hikayeleri, birkaç cümleden fazlasını hak etmez zaten!

Çok sevdiğimiz bir varlığa, hiçbir karşılık beklemeden en değerli şeyimizi verirsek, işte dünya o zaman güzel olur.

Bugünün gençleri parayı çalışarak değil, kolaydan kazanmayı seviyorlar.

İnsan güzel bir kadınla evliyse, onunla sabahtan akşama kadar sevişir, başka bir şey yapmaya vakit kalmaz.

Ne kadar sarhoş olursak olalım, acımızın ve akıl karışıklığımızın kurşuni bulutları bir ara dağılır da, herkesin bildiğini hissettiğimiz -sandığımız- gerçeği bir an görürüz.

Bize kötü davranan kişiye, aynı şeyi bir daha yapmasın diye bizim de bir ceza vermemiz ve gururumuzu korumamız gerekir.

Müzeler gezmek için değil, hissetmek ve yaşamak içindir.

Bana yalan söylemeni isterdim aslında… Çünkü insan ancak kaybetmekten çok korktuğu bir şey için yalan söyler.

Sigaranın o kadar sevilmesi, nikotinin gücünden değil, bu boş ve anlamsız alemde, insana anlamlı bir şey yaptığı duygusunu kolaylıkla vermesindendir.

Mutluluk, insanın sevdiği kişiye yakın olmasıdır yalnızca. (Ona sahip olmamız gerekmez)

Bilincimi, bana huzursuzluk veren ve bir türlü de susmayan bir radyoyu kapatır gibi kapatmak isterdim.

Sırf onu uzaktan olsun biraz görmek bile, içimi mutluluk ve heyecanla dolduruyordu.

Ona âşık olabilir miydim? Derin bir mutluluk hissediyor ve endişeleniyordum. Bu mutluluğu ciddiye almanın tehlikeleriyle hafife almanın bayağılığı arasında ruhumun sıkışabileceğini, kafamın karışıklığından çıkarıyordum.

Kırmızı Saçlı Kadın Sözleri ve Alıntıları

Uzun bir süre kimseyle konuşmadım; içime döndüm. Dünya ile arama uzaklık koydum. Dünya güzeldi, içimde güzel olsun istedim.

Kuvvetli, kararlı bir babamız olsun, bize neyi yapıp yapmayacağımızı söylesin isteriz.

İstemediğim konuları bazen düşünmemeyi başarabiliyordum. Bazen da tam tersi oluyor, düşünmeyi istemediğim bir resmi ya da kelimeyi aklımdan hiç çıkaramıyordum.

Adil olmayan bir baba evladını kör eder.

Birlikte heyecanla kitap okuduğun kızla daha sonra evlenmek, babama göre en büyük mutluluktu.

Herkes gibi olmak için her şeyi unutup hiçbir şey olmamış gibi yapmalıydım.

Utanmazlık bulaşıcı olduğu için de bazen bu ülkede boğulacak gibi olurum. Çoğu sizin de utanmaz olmanızı ister.

Kuyucu çırağının akılsızı aşağıdakini sakat bırakır; dikkatsizi öldürür.

Bir kadınla üç şey yapabilirsin: Ya onu seversin, ya onun için acı çekersin ya da onu yazarsın.

Kaderimden kaçayım derken, yanlış bir yolu boşu boşuna yürüyor olabilir miydim?

Hiçbir şey yapmadığımız halde suçlanmak ancak rüyalarda yaşayabileceğimiz bir korku çeşididir.

Bir baba ihtiyacı her zaman mı vardır, yoksa, kafamız karıştığı, dünyamız dağıldığı, ruhumuz daraldığı zaman mı isteriz babayı?

Hiçbir şey olmamış gibi yaparsanız ve gerçekten de hiçbir şey olmuyorsa, hiçbir şey olmaz sonunda.

Onun yokluğuyla geçen yıllarda, kendi kendime mücadele ederek büyümüş ve ”kendim” olmuştum.

”Olgunlaşmışsın” dediği şeyin aslında ruhumda kara bir leke olduğunu bir an fark ettiğini sandım.

Benim Adım Kırmızı Sözleri ve Alıntıları

Sanatta hayal kırıklığına uğramak istemiyorsan eğer, sakın onu mesleğin olarak görme. Ne kadar hünerin ve yeteneğin olursa olsun parayı ve iktidarı başka yerlerde ara ki, hüner ve emeğinin karşılığını alamayınca sanata küsmeyesin.

Bir sevdikleri ölen insanların, kendi tecrübemden bildiğim bir huyları, evlerinde geri kalan her şeyin eskisi gibi sürmekte olduğuna bakıp teselli bulmaları ve perdelerin, örtülerin, gün ışığının her zamanki gibi gözükmesine kanıp, Azrail’in sevdikleri insanı çoktan alıp götürdüğüne zaman zaman inanmamalarıdır.

Yüreğimin ne dediğini anlayamadığım için mutsuzum ben.

Bir mektup, diyeceğini yalnız yazıyla demez. Mektup, tıpkı kitap gibi koklayarak, dokunarak, elleyerek de okunur. Bu yüzden akıllı olanlar, oku bakalım, mektup ne diyor derler. Aptallar ise oku bakalım, ne yazıyor derler. Hüner yalnız yazıyı değil, mektubun tümünü okumakta.

Çocukluğunda yediği dayakların altında kalıp ezilenler, onlar hep ezik kalırlar.

Kimse kimseye güvenmiyor, her an karşısındakinden bir alçaklık bekliyor herkes.

Zaten alçakgönüllülük, hayatı kolaylaştıran bir şey olduğu için bizim alemimizde bu kadar makbul bir erdemdir.

Ben ağacın kendisi değil, manası olmak istiyorum.

Kendini korumak için aklını sürekli çalıştıran benim gibi birinin mantığıyla değil, mantıksızlığıyla anlaşılacak bir şey olmalı aşk.

İçinizde kalbinize nakşeylediğiniz bir sevgilinin yüzü yaşıyorsa eğer, dünya hala sizin evinizdir.

Zeytin yağında kızarmış kırmızı biberin kokusunu, şafak vakti durgun denize yağan yağmurları, açık pencerenin kenarında bir an bir kadının belirişini, sessizlikleri, düşünmeyi ve sabrı severim. Kendime inanırım ve çoğu zaman benim hakkımda söylenenlere aldırmam.

Saf kalmak isteyenin yapacağı bir şey ve kaçacağı bir yer vardır her zaman.

Sanki içimdeki bir başka ruh beni seyrediyordu, utandım ondan.

Biz Ademoğulları, vicdanımız ve aklımızla bir şeyin çirkin ve yanlış olduğunu bilmemize rağmen o şeyden çok zevk de alabiliriz.

Aradığın şeyi yüreğinle arıyorsun. Oysa aklınla karar vermen gerekir.

Sarılmasını bilen adam iyi adamdır.

Hayal kurmazsan zaman hiç geçmez.

Kafamda Bir Tuhaflık Sözleri ve Alıntıları

Görücü usulü evlilikte zor olan şey, kadının hiç tanımadığı biriyle evlenmesi değil, hiç tanımadığı birini sevmek zorunda olmasıdır, derler… Ama aslında bir kızın hiç tanımadığı biriyle evlenebilmesi daha kolay olmalı, çünkü tanıdıkça inanın erkekleri sevmek daha da zorlaşıyor.

Herkesin bildiği gibi evlenebilmek için aşk değil güven daha önemli bir duygudur.

İnsan şehirde kalabalık içinde yalnız olabilirdi ve şehri şehir yapan şey de zaten kalabalık içinde insanın kafasındaki tuhaflığı saklayabilme imkânıydı.

Kafamda bir tuhaflık var, ne yapsam bu alemde yapayalnız hissediyorum kendimi.

Hayatın vereceği huzur ve güzellik ancak hayatından uzakta başka âlemleri düşlerken ortaya çıkıyordu.

Aslında en iyi aşk, değil tanımak, hiç görmediğin kişiye duyulan aşktır. Körler iyi âşık olurlar mesela.

Bir şeyi unutmak istemek, unutmaya niyet etmek, unutmanın iyi bir yolu değildi. Hatta insanın unutmaya niyet ettiği şey aklına daha çok takılıyordu.

Cennette, kalbin niyetiyle dilin niyeti birdir.

Birisiyle göz göze gelirsin ve bütün hayatını onunla geçireceğini hissedersin ya…

Vatandaşlarımızın şahsi görüşleriyle resmi görüşleri arasındaki farkın derinliği, devletimizin gücünün kanıtıdır.

Hem her şeyi göreceksin hem de görünmez adam olacaksın. Hem her şeyi işiteceksin hem de hiçbir şeyi işitmemiş gibi yapacaksın.

İki türlü niyet vardır: KALBİN NİYETİ ve DİLİN NİYETİ. Kalbin niyeti esas idi. Bütün İslâmiyet’in temeli bu idi.

Yalan söylememiz, samimi olmadığımız anlamına gelmezdi.

Her şeyle alay edenler ne gerçekten aşık olabilir ne de gerçekten Allah’a inanabilirler. Çünkü onlar mağrurdur.

Ruhunda bir daralma vardı. Kaçınılmaz bir büyük karanlık dalganın yaklaştığını, kendisini yutacağını hissediyordu.

Kar Sözleri ve Alıntıları

Rüzgarda savrulan kar tanelerini yaklaşmakta olan bir felaketin belirtileri olarak değil, çocukluğundan kalma bir mutluluk ve saflığın en sonunda geri gelen işaretleri olarak seyrediyordu.

İnsan mutluyken mutlu olduğunu bilmez. Yıllar sonra, çocukken mutlu olduğuma karar verdim: Aslında değildim. Ama sonraki yıllardaki gibi mutsuz da değildim. Mutlu olmakla ilgilenmezdim çocukluğumda.

Mutsuzluk gerçek bir intihar nedeni olsaydı Türkiye’deki kadınların yarısı intihar ederdi.

Bu ülkede yalnız korkaklar ayakta kalır. Ama insan bütün korkaklar gibi bir gün çok kahramanca bir şey yapacağını da hayal eder hep.

İnsan bazen hiç tanımadığı ve bir daha da hiç görmeyeceğine emin olduğu birisine bütün hikayesini anlatmak ister ya, her şeyi.

Kar sanki düşmanlıkların, hırsların, öfkelerin üstüne yağarak onları birbirlerine yaklaştırıyordu.

Burası herkesin unuttuğu bir yerdi ve kar sessizce dünyanın sonuna yağıyordu.

Doğru olanı yapmak her zaman insanı mutlu etmiyor.

Bendeki eksikliğin bazen yalnız sen değil, bütün dünya olduğunu düşünüyorum.

İnsanlara güvenmezsen hayatta hiçbir şey yapamazsın.

Öldü sandığın birinin yaşaması iyi haberdir.

Yalnızlık, bir gurur sorunudur.

Kendime örnek aldığım insanlar değişmiş, kendimi beğendirmek istediklerim kaybolmuş, hayatta da şiirde de istediklerimin hiçbiri gerçekleşmemişti.

Hicret, yalnız evdeki zalimden kaçmak için değil, ruhumuzun derinliklerine ulaşmak için de yapılır.

Mutluluk nedir: Bütün bu yokluğu, ezikliği unutabileceğin bir dünya bulmak. Birisini bütün bir dünya gibi tutabilmek.

Kara Kitap Sözleri ve Alıntıları

Hafızamızın, biz yaşlandıkça fazla yük taşımak istemeyen huysuz bir yük hayvanı gibi attığı ağırlıklar en sevmediğim yükler midir, en ağırları mı, yoksa en kolay düşenler mi?

İnsanın kendisi olmasına izin vermezler, insanı bırakmazlar kendisi olsun diye, hiçbir zaman bırakmazlar.

Akıllı bir hayvan olan kedi nankör değildir; yalnızca köpekleri seven yazarlara güvenilmeyeceğini bilir.

Bir başkasının belleğini ağır ağır edinmekten başka neydi ki okumak?

Rüya denen hayatın tam orta yerinde, çamurlu şehrin apartman ormanı içinde, karanlık sokaklarla daha karanlık suratlar arasında bir yerde. Mutsuzluğun yorgunluğuyla uyurken seninle karşılaştım.

Herkes artık kendisi gibi olsun ve kimsenin de hikâye anlatmasına gerek kalmasın!

Hiçbir şey, hiçbir şeyin işareti olmadığı gibi, her şey her şeyin işareti de olabilirdi.

Bir başkası olduktan sonra, bir daha bir başkası, bir daha bir daha başkası ola ola, ilk kimliğimizin mutluluğuna geri dönebileceğimizi sanmak boş bir iyimserlikti.

Sanki ben ben değildim. Sanki olmam gereken kişi peşimdeydi.

Sen çocukluğundan beri birlikte oynadığın bir kızı sevmek nedir, hiç düşünebilir misin? Sen, yalnızca bir kadını, hayatın boyunca tek bir kadını sevmek nedir, düşünebilir misin? Şimdi senin için ağlayan bu kadını ben elli yıl sevdim. Onu çocukluğumdan beri seviyorum, anlıyor musun, hala seviyorum.

Dünyayı esrarlı yapan bir şey varsa, o da, insanın kendi içinde barındırdığı, ikiz kardeşi gibi birlikte yaşadığı bir ikinci kişinin varlığıydı.

İnsan terk ederken bir sebep gösterir. Bunu söyler. Karşısındakine cevap verme hakkı tanır. Öyle durup dururken gidilmez.

Üç büyük tema, tabii ki, ölüm, aşk ve müziktir.

Gözlerini kısıp uzaktaki bir noktaya bakarken başka bir yere gittiğini, başka bir şey düşündüğünü anlayınca seni endişeyle severdim. Aklının içindekilerin bildiğim kadarını ve daha çok da bilmediğim kadarını korkuyla korkuyla severdim, Allah’ım!

Az oku, ama severek oku, çok ama sıkıntıyla okuyandan daha okumuş gözükürsün.

Sessiz Ev Sözleri ve Alıntıları

Kelimelerin insanı heyecanlandırdığı zamanlar da vardır, bilirim. Merhaba der biri, seni dinler, hayatını, sonra kendi hayatını anlatır, ben dinlerim ve böylece birbirimizin gözünden birbirimizin hayatlarını görürüz.

Evliyanın suç ve günah tanımayan keyfine imrendim, kendimi onun yerine koymak istedim.

Kendini gizlemeyen bütün iğrençlikleri seviyorum. Ben de sahteyim, ne mutlu, hepimiz sahteyiz! Birini güzel bulurum da içim burkulur diye caddede yürüyen kızlara bakmadım.

Yenilgi ve zaferin yalnızca birer kelime olduğunu düşündüm; hangisine inanırsan o gelir seni sonunda bulur.

İnsanlar artık bir başka oldu, selamı bile esirgiyorlar.

İyi yemeği bilmezler, hayata sarılmayı bilmezler, yalnızca başkalarının acılarına göz yaşı dökerek ölmeyi bilirler.

Ben yaşamayı çok seviyorum ve yatıp uyumaktan nefret ediyorum.

Birlikte karşılıklı iki kişi susarsın da bazen karşılıklı konuşmaktan daha anlamlı olur bu suskunluk.

Ama, o ruhsuz, ahmak, budalalar bana gülecek diye istediğimi yapamayacak değilim ben! Ben özgürüm, seni düşünerek sokaklarda geziyorum.

Anlamıyorsunuz! Bakıyorsunuz, ama görmüyorsunuz; düşünüyorsunuz, ama bilmiyorsunuz!

Bugün anladığımı sanıyorum: Hayatı da, tarihi de olduğu gibi görebilmek için beyinlerimizin yapısını değiştirmeliyiz.

Ne tuhaf aşk denen şey! Şimdiyi hiç yaşayamıyorum sanki! Bir yandan, bıkıp usanmadan gelecekte ne olacağını düşünüyor, öte yandan da bütün hareketlerini ve sözlerini anlamlandırabilmek için olup bitenleri yeniden defalarca düşünerek geçmişte yaşıyorum.

Günaha gırtlağınıza kadar batmak değil, başkasının günahsız kalabildiğini görmek daha çok acı verir size.

Hikaye dinleme tutkusu hepimizi kandırıyor, düşsel bir dünyaya sürüklüyor bizleri.

Sanki olmasını istediğim şeyler çok yavaş oluyor ve olurken de onları düşündüğüm ve beklediğim gibi olmuyorlar; hepsi sanki beni öfkelendirmek için ağır ağır geliyorlar ve sonra birden bir bakıyorsun, hemen geçip gitmişler bile.

Cevdet Bey ve Oğulları Sözleri ve Alıntıları

Bu hayatta bir şeyler yapmalı. Onu doldurmalı. Her şeyin ötesine geçmeli… Bir şeyler yapmalı. Bu yaptıklarını insan başkalarına duyurmalı… Sıradan bir hayat istemiyorum ben!

İdealizm iyi şeydir, ama bana kalırsa hayatta elle tutulur bir şey yapmak daha iyi bir şeydir.

İki hayatı olmalı insanın. Bu ikisini birbirine karıştırmadan yaşamalı! İkisi de birbirine yardım etmeli, birbirine engel olmamalı.

Benim için mutluluk bir yandan kalabalık bir ailenin gürültüsünü işitip güvenini ve şefkatini hissederken, insanın aynı zamanda yalnız kalıp kağıtla kalemle, boyayla fırçayla kendine yeni bir dünya yaratmak için sabırsızlık, hatta öfke duyması demektir.

Türkiye’de resim yapmak, insanın bağıra bağıra konuşması gereken bir ülkede dilsizliği seçmek gibi bir şey.

Kimse senin durumunu anlamaz. Hem her şeyi var hem şikayetçi: Bu kimsenin anlayamayacağı bir şey; kimsenin ilgilenmeyeceği bir hikaye.

Önünde duran çekirdeklere bakıyordu. Çekirdekler ilk bakışta birbirinin aynıydı, ama sonra insan küçük farklar görüyordu.

Eskileri bir bütün içinde sanmak eskiler kadar eski bir yanılgıdır! Geçmişi cennet sananlar böyle düşünür!

Akılcılıktan vazgeçmeyin!.. Akılcılıktan vazgeçerseniz yıkılır gidersiniz!

Böyle durup derinlemesine düşünmek… Bu insanı işte mutsuz yapar. Türkiye’de burada böyle düşünmek insanı toplumun dışına iter. (…) Biraz olsun heyecan yeter! Heyecanlanın, inanın, toplumun içine katılın, kendi aklınızı silin. İşte o zaman mutlu olacaksınız.

İlkesiz, eleştirisiz bir birlik hemen çözülmeye mahkumdur.

Kendinizi düşünün. Ne olduğunuzu, ne yaptığınızı, kim olduğunuzu düşünün! Siz, siz kendinizden de, başkalarından da, her şeyden nefret ediyorsunuz!

Güzel bir kadın insanı öldürür!

Erkeklerde zayıflık görmek insanın dünyaya olan güvenini azaltıyordu.

Dünyanın en zeki insanı değilim. Benim gibi insanlar zekalarıyla değil bağlılık ve inançlarıyla yükselirler. Üstelik bizim memlekette dik başlı olmak, kendi kendine karar vermek hoş birşey değildir ki.! İnsan her zaman daha iyi bilen, daha iyi düşünen birine kendini emanet etmeli birisine bağlanmalı, bir inancı benimsemeli. Evet, bağlılık ve inanç.

Yeni Hayat Sözleri ve Alıntıları

Kendimi başkalarından ayırmak, herkesinkinden daha başka bir amacı olan özel biri olarak görmek istemiştim. Bu da buralarda affedilecek bir suç değildir.

Adaletsizlik ve kötü insanlar, aslında dünyanın her yerinde var. Önemli olan insanın içindeki iyiliği koruyacak bir hayat yaşayabilmesidir.

Benim gibi hayatı kaymışlarda hüzün, zeki olmaya çalışan bir öfke olarak gösterir kendini. O zeki olma isteği de en sonunda her şeyi berbat eder.

Talih, kör değil cahildir. Talih… istatistik ve olasılığı bilmeyenlerin tesellisidir.

Arkasından koşmak istedim, ama yüreğim öyle hızlı atıyordu ki nefes alamamaktan korktum.

Kimse beni öpmemişti öyle, kimse öyle bakmamıştı bana. Şimdi de yapayalnız kalmıştım.

Bir gün sizin de talihiniz gülecek, unutmayın, sizin de mutluluk saatiniz gelecek!

Bu yalnızlık duygusunun verdiği çaresizlik bir anda beni kitaba daha sıkı sıkıya bağladı.

Dışarda gece ne kadar da düşmanca ve soğuktu, karanlık sokaklar, ne kadar da acımasız!

Hayatı severek yaşamasını öğrenirseniz, mutlu olmak için ne yapacağınızı da anlarsınız.

Ne olduğu, insanın nasıl baktığına bağlıydı.

Bir kitap okudum, seni buldum. Ölmek buysa, ben yeniden doğdum.

Ben bir zamanlar başka biriydim, o başka biri de ben olmak isterdi.

Ölüm, hayattan daha şefkatlidir.

Neden güzel ve duyarlı kadınlar hayatı kaymış kırık erkeklere aşık olurlar?

Beyaz Kale Sözleri ve Alıntıları

Önceden belirlenmiş bir hayat olmadığını, bütün hikâyelerin aslında birer rastlantılar zinciri olduğunu birçokları bilir. Ama gene de, bu gerçeği bilenler bile, hayatlarının bir döneminde, geri dönüp ona baktıklarında, rastlantı olarak yaşadıkları şeylerin birer zorunluluk olduğuna karar verirler.

Yıkım, insanların ve inançların farkına varmadan değişmesi anlamına mı geliyordu? Belki de yıkım ötekilerin üstünlüğünü görerek onlara benzemeye çalışmak demekti.

Kaybettiğimiz hayatı ve düşleri yeniden ele geçirmek için, onları yeniden düşlemek gerektiğini herkes bilir: Ben hikayeme inandım!

Suçlu olduğun için korkuyorsun. Burana kadar günaha battığın için korkuyorsun. Benim sana inandığımdan çok, sen bana inandığın için korkuyorsun.

Aynaya bakarken nasıl görünüşünü seyredebiliyorsa insan, kendi düşüncesinin içine bakarak da özünü seyredebilirdi.

Tuhaf ve şaşırtıcı olanı, dünyada aramalıymışız, kendi içimizde değil! Kendi içimizdekini aramak, kendi üzerimizde o kadar uzun boylu düşünmek mutsuz edermiş bizi.

İnsanın kim olduğunun ne önemi var: Önemli olan yaptıklarımız ve yapacaklarımızdır.

Kendine güvenemeyen bütün zayıf insanlar gibi benden onay beklemeye başlamıştı.

Sanki kitaptaki düşünceler, cümleler, denklemler arasında kaybetmek istemediğim bütün geçmişim vardı.

İstanbul’un güzel şehir olduğunu, ama insanın burada köle değil, efendi olması gerektiğini düşünürdüm.

Kendimizi tanıyor muyuz, insan kim olduğunu iyi bilmeli. İnsan bazen bir çocuğun, bir gencin davranışlarında kedi çocukluğu ve gençliğini görür de sevgi ve merakla onu izler.

Hayatın bir bekleyiş değil de, tat alınabilecek bir şey olabileceğini bu dört yılda öğrendim.

İnsan bazen bir çocuğun, bir gencin davranışlarında kendi çocukluğu ve gençliğini görür de sevgi ve merakla onu izler.

Özgürlük tutkusuyla heyecanlanan kölelere kırbaçlar söz geçiremez.

Dilinde ve tutumunda sevdiğim ve öğrenmek istediğim bir şey vardı. İnsan, seçtiği hayatı sonradan benimseyecek kadar sevmeli.

Kadın ve Şarap ile İlgili Söylenmiş Güzel Sözler

Kadın ve Şarap ile ilgili güzel sözleri sizler için hazırladık bu sayfada. Anlamlı ve etkileyici Kadın ve Şarap sözlerini bu sayfada okuyabilir ve arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz. Umarım beğenirsiniz.

Şarap, belirli bir kültürün ve zevkin ürünüdür. Şarabı tanımak ve tadını almak, farklılıklarını anlamak bir birikim gerektirir. Kadınlar şarap gibidirler ve kadınlardan anlamak, şaraplardan anlamaktan belki de daha zordur.

Okuma Önerisi: Şarap ile İlgili Söylenmiş Güzel Sözler

Kadın ve Şarap Sözleri

Bir kadını anlamak, bir şarabı tatmak gibidir…Dünüyle, bugünüyle ve yarınıyla. Sizde bıraktığı, bırakacağı tatları sevmek, yeniden onu içebilmek arzusuyla yanıp tutuşmak gibidir….Mehmet Sever

Ve kadın…Işığıyla, neşesiyle, kahkahasıyla başınızı döndürebiliyorsa…Sevincinizi, hüznünüzü paylaşabiliyorsa…İşte ’O Kadın’ sizin şarabınızdır…

Karanlık bir mahzende yıllanan şarap gibiydi kadın. O tozlu rafta yaşlanmak istiyor musun diye sormadı kimseler. Tadını merak ettiler sadece.

Arkasını döndü, vitrinden bir küçük kadeh aldı. Doldurdu, adama uzattı. “Kadın şarap gibidir” dedi. Bir yudum kırmızı şaraptan alır adam, bir sigara yakar ve dumanını kadının yüzüne üflerken; “Şarap gibi akıyorsun içime şarabı değil seni yudumladım” adeta der…“Beni anlamak, şarabı tatmak gibidir”

Kadın ve şarap ruh ikizi gibidir, onu anlamak şarabı tatmak gibidir. Her şeyden önce şarap ağır olacak, dilinde kalıcı bir his bırakacak. Ahengini bileceksin, aromasına burnunu tıkamayacaksın. Şarabı kadehe koyup, hafifçe çalkalayınca nasıl kadehin içinde yükselirse kadının içine öyle süzüleceksin…

Şarabın damağında bıraktığı his gibi dudakların kadının teninde iz bırakacak. Geçmişiyle geleceğiyle bıraktığı tatları seveceksin, yeniden tatmak için yanıp tutuşacaksın, içmek için bahaneler yaratacaksın. Ama unutma aşığın sığınacak bahanesi olmaz: Sevdiğin kadını mutlu edeceksin…

Siz erkekler; önce değer vereceksiniz, sözde değil özde. Gözlerinizle değil yüreğinizle seveceksiniz. Kadının saçına değil yüreğine dokunacaksınız. İşte o zaman kadın, yudum yudum içeceğiniz kadehdeki şarabınızdır…

Kadın şarap gibidir, eskidikçe güzelleşir, içildikçe kendinden geçirir.

Kadınlar, şarap gibidir… Yeter ki içeceğiniz zamanı bilin…

Kadın şarap gibidir, yıllar geçtikçe olgunlaşır ve kalitesi artar, sadece içilmesi bile ayrı bir keyif verir.

İkisinin de ucuzu çekilmez; kalite şarap kalite kadınla lezzet bulur.

Erkek dediğin; rakı gibi asil, adaplı ve ağır. Kadın dediği; şarap gibi, klas, zarif ve kibar olmalıdır.

Senin dudakların şarap gibi ve ben sarhoş olmak istiyorum.

Şarap, kadının elinde; kadın, şarabın elinde güzelleşir.

Şarap vardır köpek öldürür, kadın vardır adamı ipe götürür.

Ey sevgili. Biz seninle bir salkımın iki aşık üzümüyken, başka şişelerde şarap olmuşuz, başka hayallerde harap olmuşuz.

Sana şarap vereceğim, iç ama sarhoş olma. Sana bir gül vereceğim, kokla ama soldurma. Sana kalbimi vereceğim, sev ama incitme!

Yıllanmış şarap uygun yerde iyi barındırıldığında güzelleştiği gibi, yıllanan kadın da kendine özen gösterdiğinde güzelleşir.

Ve mutsuz son; şarap gibi kadınlar rakıya muhtaç oldu, meze gibi adamlar için hem de, yazık.

Hangisi daha güzel diye düşünürken ikisinin uyumunda kaybolmak mükemmel bir şey.

Şarap ve Kadın Şiirleri

Cennette huriler varmış kara gözlü,

İçkinin de oradaymış en güzeli.

Desene biz tam cennetlik olmuşuz,

Bak bir yanda şarap diğer yanda sevgili.

Ömer Hayyam

Şarabım nasıl böyle masum durabilirsin

Hadi başımı döndürsene

Anladım sende beni sevmekten korkuyorsun

Gel dudağıma değsene

Volkan İncel

Ben nasıl olsa sarhoş olurum

Başımda, gözlerimde, iliklerimde sevda

Ne şarap, ne rakı bu başka

Hiçbir şey benzemiyor aşka,

Her ne zaman bir şarkı dinlesem, sevdalı

Bir hoş olurum…

Turgut Uyar

En Komik 30 Sarışın Fıkrası

Bu yazıda birbirinden komik 30 Sarışın Fıkrası ile karşınızdayız. Ben bu hayatta üç şeyi çok sevdim; suyun akışı, günün batışı, sarışınımın bakışı. Belki de bir esmeri unutmak içindir, sarışınlara düşkünlüğümüz. Ne demiş atalarımız; Kumaş alacaksan kırmızıdan al, araba alacaksan beyaz olsun, birini seveceksen sarışın olsun.

1.Hocam sorun ne?

Bir profesör 3 kız öğrencisinin ” durum değerlendirmesi” yeteneklerini sınamak istemiş… Durumu anlatmış üçüne de ..

-“Denizde bir salın üzerinde yarı çıplak ve yapayalnızsınız. Birden içi erkek dolu bir teknenin size doğru geldiğini görüyorsunuz. Hallerinden belli, bu balıkçı teknesi aylardır denizde ve hiçbiri aylardır kadın yüzü görmemiş. Hepsi aç kurt gibi size bakıyor. Sorunu çözmek için ne yaparsınız.?

Kumral kız yanıt vermiş…

– Salın yönünü akıntıya doğru çevirir, kaçmaya çalışırım…

Esmer olan daha kabadayı çıkmış…

– Yanımda bir rambo bıçağı var..Ona sıkı sıkı sarılır, bakalım sala atlayacak erkek kimmiş beklerim…

Sarışın başını iki yana sallamış…

– Durumu anladık Hocam da , sorun ne?

2.Para Sıkıntısı

Bir sarışının para sıkıntısı varmış. Çaresiz, bir çocuk kaçırıp fidye istemeye karar vermiş.

Parkta bir çocuğu yakalayıp;

– ”Seni kaçırıyorum” demiş ve bir fidye notu yazmış;

– ”Çocuğunuzu kaçırdım, onu tekrar görmek istiyorsanız, bir kesekağıdına 10 bin dolar koyup oyun parkının kuzey tarafındaki kayın ağacının kovuğuna bırakın”. İmza: Bir sarışın.

Sonra da, yazdığı notu bir iğne ile çocuğun sırtına iliştirdikten sonra;

– ”Git bu notu anne babana göster” diyerek çocuğu evine yollamış.

Ertesi gün sarışın parka gidip, ağacın kovuğuna bakmış, gerçekten de bir kese kağıdı içinde de 10 bin dolar var.

Bir de not;

– Teessüf ederim. Bir sarışın, böyle bir şeyi başka bir sarışının oğluna nasıl yapar?

3.Avukat ile Sarışın

New York`tan Los Angeles`e giden uçakta cingöz bir avukat ile sarışın bir hanım yan yana oturuyorlar. Avukat hem hanımla yakınlaşmak hem de hoşça vakit geçirmek için bir oyun teklif ediyor. Kabul görünce oyunu anlatıyor:

-Size bir soru soracağım, cevabı bilemezseniz bana 5 dolar vereceksiniz, sonra siz soracaksınız bilemezsem ben size 50 dolar vereceğim.

Ve ilk soruyu soruyor:

-Ay ile dünya arasındaki uzaklık ne kadardır?

Kadın tek söz söylemeden çantasından 5 dolar çıkarıp adama uzatmış.

Soru sorma sırası sarışına gelmiş:

-Tepeye 3 ayakla tırmanıp 4 ayakla aşağı inen şey nedir?

Adam dakikalarca düşünmüş. Yanıtı bulamamış… Cüzdanından 50 dolar çıkarıp kadına uzatmış. Kadın parayı kibarca alıp çantasına koyarken avukat merakla sormuş:

-Cevap ne?

Kadın tek kelime etmeden çantasını açmış ve 5 dolar çıkarıp adama uzatmış…

4.Gene mi Alkol Muayenesi

Sarışın yıldız adayı, üstü açık kırmızı arabasını gecenin bir vakti iyice tenhalaşmış ve loşlaşmış Hollywood Bulvarı`nda hızla sürerken trafik polisi çevirdi..

– Hanımefendi, ehliyetiniz lütfen..

– Ehliyet nedir, afedersiniz?.

– Kredi kartı büyüklüğünde bir karttır, hanımefendi. Üzerinde resminiz vardır.

Sarışın yıldız adayı cüzdanını çıkardı, içinden bir yığın kart döküldü. Üzerinde resmi olanı buldu, uzattı. Polis `Teşekkür ederim` dedi, `Şimdi de ruhsatınız lütfen..

Sarışın mahçup mahçup sordu gene..

– Ruhsat nedir?..

– O da deyim yerinde ise arabanızın kimlik kartıdır. Genelde torpido gözünde durur.

Sarışın torpido gözüne uzandı. Orada gerçekten öyle bir kart vardı. Onu da polise uzattı. Polis ehliyet ve ruhsatı inceledi. İkisi de mükemmeldi. Görünürde her şey normaldi ama ortada da bir gariplik vardı. `Bir dakika lütfen` dedi sarışına ve motosikletinin yanına gitti, telsizle merkezdeki nöbetçi arkadaşını aradı. Olanları anlattı.

Merkezdeki sordu: `Kadın sarışın mı?..` `Evet!..` `Mavi gözlü mü?..` `Evet!..` `Süper mini mi giyiyor?..` `Evet..` `Göğüsleri kazağından fırlıyor mu?.` `Evet..` `O zaman hemen arabanın yanına git ve fermuarını indir.

– Ne çıldırdın mı sen?.. Ben bunu nasıl yaparım!

– Sen git dediğimi yap.

Trafik polisi sarışının yanına geldi, fermuarını indirdi.

– Neee diye bağırdı, sarışın.. Gene mi alkol muayenesi..

5.Kahraman görevli

Sarışın bir gün ata binmeye karar veriyor. Daha önceden hiç ders almamasına rağmen yardım istemeden sıçrayarak atın üstüne çıkmayı başarıyor. Ancak atın üstüne çıktığı anda at harekete geçiyor ve hızlanarak yola koyuluyor.

Biraz ürken sarışın atın boynuna sıkıca tutunuyor. Bu arada at biraz daha huysuzlanarak üstündekini atacakmış gibi çırpınmaya başlıyor. Sarışın atın altına doğru kayarken can havli ile atın yelesine tutunuyor.

Bir eli yelede bir ayağı üzengide yere deşecek gibi hızla hareket eden atın altında durmaya çalışırken, lunaparkın kahraman görevlisi gelerek atlı karıncayı durduruyor.

6.Tanık

Vinç operatörünün yanlış bir hareketi yüzünden vinç zincirlerine bağlı bulunan kocaman, köklerinden sökülmüş bir ağaç birden kayar ve yol üzerinde harekete hazır bekleyen otomobilin kenarına çarpar.

Otomobildeki sarışın hışımla dışarı fırlar ve bağırır :

– Benimle birlikte gelin ve bu olayı kocama anlatın!

Sarışın yatıştırılmaya ve vinç sahibi şirketin gerekli sigorta ödemesini yapmaya hazır olduğu anlatılmaya çalışılır ama sarışın ısrar eder :

– Olmaz. Her şeyden önce, kocamın karşısına bu kez benim bir ağaca değil, ağacın bana çarptığını doğrulayacak bir tanık götürmeliyim.

7.Mikrodalga Fırın

Genç ve güzel sarışın, alışveriş merkezinin beyaz eşya reyonuna girer ve satıcıya sorar:

– Su küçük televizyonu almayı düşünüyorum, fiyatı nedir ?

– Kusura bakmayın hanımefendi sarışınlara satış yapmıyoruz!”

Genç kadın sinirlenir, evine gider, saçının rengini değiştirir ve ertesi gün mağazaya geri gelir, ayni satıcıya yaklaşır ve:

– Su küçük televizyonu satın almak istiyorum.

– Kusura bakmayın hanımefendi sarışınlara satış yapmıyoruz!

Kadın iyice sinirlenmiştir, soluğu bir kuaförde alır, bu defa köklü bir değişiklik yapar, hatta makyajından, göz rengine o tam bir esmer bombadır artık.. Ayni mağazaya gider, aynı satıcının yanındadır ertesi gün:

– Su küçük sevimli beyaz renkli televizyon ne kadar ?

– Kusura bakmayın hanımefendi, sarışınlara satış yapmıyoruz.

– İnanmıyorum, nasıl anladınız sarışın olduğumu, üç gündür kendimi esmere çevirmek için yapmadığım kalmadı.

– Hanımefendi 3 gündür satın almaya çalıştığınız şey Mikrodalga fırın!

8.Pizza

Sarışın bir pizza ısmarladı.

Pizzacı sordu:

– 6 parçaya mı böleyim yoksa 8 parçaya mı?

Sarışın:

– 6 parçaya böl, 8 parçayı bitiremem…

9.Sarışın sinemada

Sarışının biri sinemaya girip, filmi seyretmek istiyordu.

Gişeden biletini aldı.

Birkaç dakika sonra geri dönüp bir tane daha aldı.

Sonra bir bilet daha, bir daha…

Gişedeki görevli dayanamadı:

-Hanımefendi karaborsa yapıyorsun galiba. Bu kaçıncı bilet alışın?

Sarışın:

-İçeride bir deli var. Tam kapıdan girince biletimi yırtıyor. Bende gelip yenisini almak zorunda kalıyorum!

10.Kahve Makinesi

Sarışın kadının biri uzun zamandır almak istediği kahve makinesine imrenerek bakarken;

-Sakın tereddüt etmeyin ve bunu hemen alın, demiş tezgahtar.

Tek yapacağınız kahvesini, filtresini koyup haznesini suyla doldurmak, düğmesini açıp yatağa girip uyumak. Kalktığınızda mis gibi sımsıcak kahveniz hazır, sizi bekliyor olacak.

Kadın makineyi satın almış, iki hafta sonra arkadaşları:

-Nasıl? Makinenden memnun musun?

-Aman, o aptal şeyle uğraşamam, geri götüreceğim. Ne zaman canım kahve çekse suyunu falan hazırlayıp yatağa girip uyumak zorunda kalmıyor muyum o deli ediyor beni!

11.İddia iddiadır

Bir sarışın ve bir esmer iş çıkışı bir şeyler içmek için bir barda buluşuyorlar ve saat 6 haberlerini seyrediyorlar. Haberde adamın biri köprüden atlayıp intihar edeceğini söylüyor. Bunu gören sarışın, esmere dönüyor ve

– Elli dolarına bahse girerim ki adam atlamayacak…” diyor.

Esmer kabul ediyor. Haberin sonunda adam atlıyor, sarışın da esmere elli doları veriyor. Esmer:

-Bunu alamam, sen benim arkadaşımsın…” diyor.

Sarışın ısrar ediyor:

-Hayır, iddia iddiadır…

Esmer:

-Bak, bunu saat 5 haberlerinde de seyretmiştim, bu nedenle paranı alamam…

Sarışın:

-Ben de seyretmiştim, ama tekrar atlayacağını sanmıyordum!..

12.Dişçi

Orta yaşlı yakışıklı, barda yalnız başına oturan fevkalade seksi sarışının yanına oturmuş.

Laf lafı, laf kapıyı açmış tahmin edersiniz. Hangi kapıyı… Yatak odasının kapısını tabii.

Soyunmuşlar. Bembeyaz çarşafların üzerine uzanırlarken seksi sarışın sormuş:

– Siz dişçisiniz galiba.

– Evet demiş adam, biraz şaşkın.. Nerden anladınız?..

-Yatağa girmeden önce ellerinizi ne kadar dikkatle, ne kadar titiz sabunladınız, ona dikkat ettim de.

Yarım saat sonra, seksi sarışın bir daha mırıldanmış:

– Siz sadece dişçi değil, çok büyük, çok usta bir dişçi olmalısınız!..

Adam hafiften kasılmış. Yatağın başucundaki sigara paketine uzanırken mağrur mağrur sormuş:

– Peki bunu nerden anladınız?..

– Hiçbir şey hissetmedim de..

13.Burası Kütüphane

Sarışının biri kütüphaneye girmiş. Görevliden bir hamburger, bir kola, birde patates kızartması istemiş. Görevlinin saf saf yüzüne baktığını gören sarışın bu sefer daha yüksek sesle:

– Anlatamadım galiba beyefendi, bana bir hamburger, bir kola, bir de patates kızartması.

Artık iyice sinirlenen görevli:

– Hanımefendi burası kütüphane!

Sarışının yüzü kıpkırmızı olmuş, özür dileyip çok çok kısık bir sesle fısıldayarak:

– Pardon pardon, bana bir hamburger, bir kola, birde patates kızartması…

14.Arabanın Üstü Açık

İki sarışın alışverişten sonra arabalarının yanına geldiler. Sarışınlardan biri anahtarları aramaktadır, ama bir turlu bulamaz. Bu arada yağmur yağmaya baslar. Diğer sarışın anahtarı arayan sarışına:

– Çabuk ol, yağmur yağıyor, daha arabanın üstü açık.

15.Karşımda Kimse Yoktu

Sarışının biri çıktığı geziden sonra, arkadaşıyla dertleşmektedir:

– Ay sorma güzelim perişan oldum, tren yolculuğu berbattı.

– Hayırdır, ne oldu ki?

– Trende ters tarafta oturdum, midem bulandı, içim dışıma çıktı.

– Aman be canım, karşındakine söyleseydin de yer değiştirseydiniz ya.

– Ya benim de aklıma geldi gelmesine de, karşımda kimse oturmuyordu.

16.Hemşire Olmak İstiyorum

Bir sarısının ablası hamiledir. Aradan 3 ay geçer, ama sarısının bundan daha haberi yoktur. Ablası:

– 6 ay sonra teyze olacaksın.

Sarısın kız ağlamaya baslar. Ablası sorar:

– Neden ağlıyorsun.

Sarısın:

– Ben teyze olmak istemiyorum, ben hemşire olmak istiyorum.

17.Sarışının Talipleri

Kızın 3 tane talibi varmış ve bir türlü karar veremiyormuş.

Bir gün arkadaşına gitmiş ve benim 3 tane talibim var ve karar veremiyorum demiş.

Arkadaşı hemen mesleklerini sormuş.

Doktor , telefoncu ve öğretmen demiş.

Arkadaşı da hemen öğretmeni seç demiş.

Neden diye sorunca arkadaşı hemen cevaplamış:

-Doktor devamlı sıradaki der, telefoncu sürekli meşguldür, ama öğretmen anlamadıysan tekrarlar.

18.Elektrikler Kesik

Sarışın kadının bir sorunu vardır ve yetkili kişiyi arar.

-İyi günler bir problemim vardı benim.

-Buyurun hanımefendi yardımcı olayım ben size, elimden geldiğince.

-İnternete bağlanamıyorum ben!

-Bakalım nedir problem, ne yazıyor şu an ekranınızda?

-Göremiyorum ki, elektrikler kesik!

19.Önce Loto Bileti Alman Lazım

Brandi adında sarışın bir iş kadınının işleri çok kötü gidiyormuş. İflas edince yardım için Tanrıya başvurmaya karar vermiş. Gece yatmadan başlamış duaya;

– Tanrım, iflas ettim ve işyerimi kaybettim eğer yakın zamanda elime para geçmezse evimi de kaybedeceğim lütfen lotoyu kazanmamı sağla.

Ertesi gün o haftanın loto çekilişi yapılmış ve başka biri kazanmış. Yine bir loto çekilişi öncesinde kadın yine dua etmiş:

– Tanrım, işyerimi kaybettim, evim, kaybettim, eğer yakın zamanda elime para geçmezse arabamı da kaybedeceğim lüften yarınki lotoyu kazanmamı sağla.

Ertesi gün lotoyu yine bir başkası kazanmış. Sonraki loto arefesinde kadın yine dua etmeye başlamış;

– Tanrım, beni neden unuttun? işyerimi, evimi, arabamı kaybettim, çok zor durumdayım, lütfen, lütfen bu seferki lotoyu kazanmamı sağla işlerimi yoluna koyayım.

Birdenbire ortalık ilahi bir beyaz ışıkla aydınlanırken gök aralanmış ve tanrı seslenmiş;

– Brandi kızım, lotoyu kazanmak için önce loto bileti alman lazım…

20.Az Kalsın Yakalanıyordum

Bir büroda biri sarışın, biri esmer ve biri kumral üç kadın; bir bayan şefin sekreteri olarak çalışıyorlarmış. Bakmışlar ki şefleri her çarşamba günü iş bitiminden bir iki saat önce bürodan tüyüp gidiyor. Bir süre sonra kendi aralarında o halde biz de şef gider gitmez erken kaçalım diye anlaşmışlar.

Ertesi çarşamba şef gider gitmez bunların üçü de erkenden tüymüşler. Esmer olan çarşıya gitmiş, alış-verişini yapmış, zamanını değerlendirmiş.

Kumral önce bir berbere gitmiş, sonra da bir sinemaya girmiş. Keyifli bir öğleden sonrası geçirmiş.

Sarışın ise doğru evine gitmiş. Kapıyı açmış, bir bakmış, şefi ve kocası yatakta sarmaş dolaş. Hiç gürültü yapmadan kapıyı kapatmış ve evden çıkmış.

Ertesi çarşamba, şef yine erken tüyünce sekreterler hadi biz de gidiyoruz diye hazırlanmaya başladıklarında sarışın durmuş ve

– Yook! Ben yokum, öyle erken falan tüymem! Gecen defa az kalsın şefe yakalanıyordum!

21.Banu Alkan

Afrodit eski model Chevrolet marka otomobilini satmaya karar verir. En yakın dostuna bu fikrini söyler. Yakın dostu:

-Banucuğum senin araban 200 bin kilometrede çok eskimiş kimse almaz.

Üzülen Banu Alkan ne yapacağım diye dostuna danışır. Dostu da;

-Benim tanıdığım bir usta var git ona kilometreyi düşürsün.

Banu Alkan tamirhaneye gider usta kilometreyi 10 bine düşürür, aradan bir hafta geçer.

Arkadaşı Banu Alkan’a;

-Ne oldu hallettin mi sattın mı der. Banu Alkan da;

-Yok ya vazgeçtim arabam daha 10 bin kilometrede satar mıyım hiç.

22.Halim Kalmadı

Genç bir sanatçı adayı kız, doktoruna telefon açıp aldığı randevuya gelemeyeceğini söyledi.

Doktor sordu:

– Neden çok mu hastasınız?

– Yoo değilim.

– Yalnız bugün bir prodüktöre gidip bir rol istedim. Sonra terzime gittim. Daha sonra ev sahibiyle kira meselesini tartıştık.

– Kısacası doktor bey, bir defa daha soyunacak halim kalmadı.

23.Ben Teyzesiyim

Sarışının biri kucağında bir bebekle eczaneye girer:

-Bu bebeğin kilosunu nasıl öğrenebiliriz.

-Önce bebekle anneyi tartıyoruz, sonra anneyi tek tartıyoruz, aradaki fark bebeğin kilosunu gösteriyor.

Sarışın hızlı hızlı ayrılmaya başlar, eczacı sorar:

-Hayırdır hanımefendi bebeğin kilosunu öğrenmeyecek misiniz?

-Ben bebeğin teyzesiyim gidip annesini çağırayım.

24.Sarışın ve Temel

Trafik polisi Temel sarışın bir bayan sürücüyü durdurur ve ehliyetini sorar. Kadın çantasını kucağına alıp aramaya baslar; ancak uzun süre geçmesine rağmen bir türlü aradığı şeyi bulamaz.

Temel beklemekten bunalır ve sabırsız bir ifadeyle kadına söylenir:

– Hanımefendi, aradığınızı bulamadığınız anlaşılıyor. Üzerinde kendi resminizin olduğu şeyi göstereceksiniz, acele edin lütfen.

Kadın bu uyarı üzerine telaşlanır ve kısa bir süre sonra “hah buldum” diye sevinçle çığlık atıp çantasındaki makyaj aynasını Temel’e uzatır.

Temel aynayı ciddiyetle inceler ve kadına dönüp kibar bir ifadeyle konuşur:

– Buyrun belgenizi hanımefendi. Özür dilerim, polis olduğunuzu söyleseydiniz durdurmazdım.

25.Sarışın Öğretmen

Sarışının biri ilkokul öğretmeni olarak staja başlar, çok heveslidir.

Bir gün teneffüs sırasında bütün çocuklar futbol oynarken bir çocuğun oyun alanının sonunda kenarda durduğunu görür. Çocuğun iyi olup olmadığını öğrenmek üzere yanına yaklaşır ve çocuk bir sorununun olmadığını söyler. Bir süre sonra sarışın çocuğun yine tek başına aynı yerde durduğunu görür, içi rahat etmez ve tekrar çocuğa yaklaşarak:

-Senin arkadaşın olmamı ister misin? diye sorar, çocuk pek hevesli olmamakla birlikte:

– Tamam der.

İlerleme kaydettiğini düşünen sarışın öğretmen:

-Bütün çocuklar topun peşinde koşturup oynarlarken sen neden burada duruyorsun?

Afallayan çocuk hayretle cevap verir:

– Çünkü ben kaleciyim …

26.Sarışın Bayan

Temel ile Cemal bir gece kulübünde içki içmektedirler, Temel, Cemal’e barda oturan güzel sarışını göstererek, “Cemal ben karıyı tavlarım” demiş. Ve kalkmış sarışın bayanın yanına gitmiş.

Temel: Birlikte bir içki içebilir miyiz.

Kadın: BMW araban var mı?

Temel: Yoktur

Kadın: Karadeniz’de iki katlı, geniş bahçesi olan bir villan var mı?

Temel: Yoktur

Kadın: Senin bankada yüksek meblağlı bir hesabında yoktur.

Temel: Yoktur

Kadın: O zaman çek arabanı

Temel Cemal’in yanına gitmiş.

Temel: Ula Cemal benim Limuzini sana versem senin BMV’yi bana verir misin

Cemal: Veririm

Temel: Acaba benim bankaya gitsem bana bir hesap açarlar mı?

Cemal: Açarlar

Temel: Bunları hallettikten sonra acaba babama Karadeniz deki villanın üçüncü katını nasıl yıktıracağız?

27.Kulağı Yanık Sarışın

Sarışın yanmış iki kulağıyla doktora gider.

Doktor: Kulaklarına ne oldu.

Sarışın: Ütü yapıyordum ve telefon çaldı. Ben de telefon diye ütüyü koydum kulağıma.

Doktor: Peki öteki kulağına ne oldu?

Sarışın: Lanet olası tekrar aradı.

28.Yolcu

Bir sarışın New York`a gitmek için uçağa binmiş ve first clasa oturmuş. Fakat hostesler arkaya geçmesini rica etmişler ama kız geçmeyeceğim diye ısrar etmiş. Beş hostes rica etmiş fakat kalkmamış.

Sonra yeni gelen bir hostes onu kaldırmış. Nasıl kaldırdın diye sorduklarında hostes demiş ki :

-Ona ön koltukların New York`a gitmediğini söyledim o da kalktı.

29.Akıllı Sarışın

Casinoda iki görevli sıkıntıdan patlamış bir şekilde rulet masasında dikiliyorlarmış. Derken içeri fıstık bir sarışın girmiş, masaya 10.000 dolar koymuş ve:

– Baylar, umarım sizin için sorun olmaz ama ben çıplakken kendimi daha şanslı hissediyorum diyerek oracıkta çırılçıplak soyunmuş.

Sonra elindeki zara bir öpücük kondurmuş ve;

– Haydi tatlım bana yeni kıyafetler lazım diye zarı fırlatmış.

– Evet evet kazandım diye sevinç çığlıkları atarak iki adama sarılıp öpmüş, kıyafetlerini toplamış, masadaki bütün paraları almış ve koşa koşa gitmiş…

İki adam bakakalmış.

Biri:

– Vaavv ne kadındı be peki kaç atmıştı?

Öteki cevap vermiş:

– Bilmemm…

30.Yaş

Sarışının biri ilkokula başlamış ve ilk günün sonunda koşarak annesine gitmiş:

-Anneciğim bugün Türkçe dersinde alfabeyi “k” harfine kadar ezberledim, diğerleri ezberleyemedi. Sarışın olmamdan kaynaklanıyor değil mi anneciğim?

Annesi de: Evet kızım aferin sana demiş.

İkinci günün sonunda sarışın, gene koşarak annesine gitmiş ve:

-Anneciğim bugün de matematik dersinde 10 kadar ezber yaptım diğerleri ezberleyemedi bu, sarışın olmamdan kaynaklanıyor değil mi anneciğim? demiş.

Annesi de: Evet kızım aferin sana demiş.

Üçüncü gün sonunda sarışın gene koşarak annesine gitmiş ve:

-Anneciğim bugün de beden eğitimi dersi vardı, dikkat ettim de diğer kızların göğüsleri küçüktü. Benimkiler ise kocaman, bu sarışın olmamdan kaynaklanıyor değil mi anneciğim?

Annesi de: Hayır kızım, onlar 7 sen 21 yaşında olduğun için ö

Tutarlı olmak ile ilgili söylenmiş güzel sözler

Tutarlı olmak sözlerini sizler için hazırladık bu sayfada. Anlamlı ve özlü Tutarlı olmak sözlerini bu sayfada okuyabilir ve arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz.

Tutarlı olmak, kişinin inandığı gibi yaşaması, sözüyle özünün bir olması, toplumun getirmiş olduğu ölçülere uymasını gerektirir.

Tutarlı olabilmek sonradan kazanılabilecek bir niteliktir. Ancak sahip olunduğunda iyi yönetilmesi gereken bir nitelik olma özelliğini de taşır.

Tutarlı olmak, şüphesiz aklı kullanmanın ve mantıklı düşünmenin bir neticesidir. İnsanlar tarafından takdir edilmek isteyen herkes, davranışlarında ölçülü ve tutarlı olmak zorundadır.

En Çok Beğenilen Tutarlılık Sözleri

Kişinin kendisiyle ilgili vardığı sonuçlar, kendisiyle ilişkisindeki tutarlılık, onun kendi özdeşim yasasının, ben kimim tanımlamasının temelini oluşturur.Doğan Cüceloğlu

Tutarlı olmak değişmez olmak değil, kararlı olmak inatçı olmak değildir, disiplinli olmak sert olmak değildir, kar yavaş ve devamlı yağarsa tutar.Nevzat Tarhan

Halk siyasette tutarlılık aramaz, çünkü sadece karşıt olanı görebilir, çelişik olanı değil.Dücane Cündioğlu

Huzurlu ve tutarlı bir insan olmak istiyorsanız, bu konuda da dürüst olun, kafanız ve gönlünüzle inandıklarınızı savunun.İpek Ongun

Peşinde olduğumuz şey tutarlılık ve onu bulana kadar şüphe etmeye devam etmeliyiz.Arthur Conan Doyle

Anlamlı Tutarlılık Sözleri

Tıpkı aynı anda basılan iki müzik notasının müziği ileri götürmesi gibi, düşüncelerimizdeki, fikirlerimizdeki ve değerlerimizdeki uyumsuzluklar bizi araştırmaya, eleştirmeye ve yeniden değerlendirmeye mecbur eder. Tutarlılık, durgun zihinlerin oyun alanıdır.Yuval Noah Harari

İnsanların endişe yaşamaması için, tutumları ile davranışları tutarlı olmak zorundadır.Özgür Bolat

Sana söyleyeyim, sadece ahmaklar işte samimiyete ve hevese önem verir. Önemli olan tutarlılık ve işini düzgün yapmak.Hakan Bıçakcı

Sadece iyi olmak da yetmiyor. Ayrıca dikkatli ve tutarlı olmak zorundayız.İbrahim Tenekeci

Bir adamın belli törel ilkeleri olduğuna göre onun, tutarlı olmak için, törel bakımdan belli şeyler karşısında belli yolda davranması gerektiğini düşünürüz. Üzerinde tartışmadığımız ve tartışamayacağımız şey, bu törel ilkelerin geçerliğidir. Onları kendi duygularımızın ışığında ya beğenir ya da yereriz.Alfred Jules Ayer

Sevmek için mutlaka sistemli veya tutarlı olması gerekmez. Tarihin gerisinde kalıyor. Tutarlılık testi, her zaman, çağdaş aydının sorunu oluyor. Tutarlılık birlikte olmak için gerekli; sevmek için değil. Ayrıca gelişmiş biri, karışıklığı sevebilir; basiti sevmek köylülerin işidir. Gelişmişle birlikte senfonik müzik, bu yüzden türkünün yerini alıyor.Yalçın Küçük

Güvenilir olmanın temelinde kendinle tutarlı olmak yatar.Doğan Cüceloğlu

Her zaman tutarlı olmak zaman zaman inatçı olmak anlamına gelir. Halbuki, gereğince gevşemek muhakemenin imtihanıdır.Jane Austen

Sokaktaki adamın fikirleri mantıki bir tutarlılığa sahip değilse de,yaşadığı çerçeve içine konduğu zaman bir tutarlılık kazanmaktadır.Şerif Mardin

Yalan, kötü bir üne sahiptir. Bunun başlıca sebebi ise insanların genellikle yeni egolar yaratmak yerine eski egolarını korumak için yalan söylemeleridir. Birinin kendisi ile veya başkaları ile tutarlı görünmeye çalışmak için yalan söylemesi bir korku eylemidir. Yeni bir şey yaratmak için ve dolayısıyla genelde olduğumuz kişiye aykırı olmak için yalan söylemek ise yaratıcı ve hayat dolu bir eylemdir. İlki sadece kafeslere daha fazla parmaklık inşa eder; ikincisi ise parmaklıkları eğer ve böylece kafeslerden çıkıp özgürce yürüyebiliriz.Luke Rhinehart

Hiçbir zaman tamamen neşeli ya da tamamen kederli olamayız, yalnızca tutarlı olmak adına -tutarlılık zihinsel rahatlığımızın en işlevsel sigortasıdır- diğer hissin belirtilerini görmezden geliriz, tüm yoğunluğumuzu baskın olan hisse kaydırırız.Serhat Çelikel

Bütün ideolojilerin faciası, çelişkiye izin vermemelerindedir. Tutarlı olmak için yalan söylenir.Emil Michel Cioran

En Komik 25 Öğrenci Fıkrası

1.Düşünce Tarzı

Sınıfta öğretmen sormuş:

-Dalda üç kuş var, birini vurdum kaç tane kalır? Çocuk cevaplamış:

-Hiç kalmaz öğretmenim.

-Olur mu oğlum…2 tane kalır.

– Olmaz öğretmenim. Siz birini vurunca diğerleri aptal değil ya sesten ürküp kaçarlar…

-Aferin oğlum, cevabın yanlış ama düşünce tarzını beğendim.

-Öğretmenim, ben de size bir şey sormak istiyorum:

-Karşıdan üç tane bayan geliyor, üçü de dondurma yiyor, ama biri yalayarak, biri ısırarak, diğeri de emerek yiyor dondurmayı. Sizce bunlardan hangisi evlidir?

Öğretmen kızmış ama, cevap veremedi dedirtmemek için belli etmemiş,

-Emerek yiyen evlidir.

– Olur mu öğretmenim ne alakası var, parmağında yüzük olan evlidir ama düşünce tarzınızı beğendim.

2.Hocanın Final Sorusu

Dört üniversite öğrencisi sabahleyin uyanamayarak matematik finalini kaçırırlar, sınav ertesinde hocalarını yakalayıp, zar zor bindikleri arabanın lastiği patladığı için sınavı kaçırdıklarına ikna ederler.

Kadın, yalvarmalarına dayanamayarak, bu dört arkadaşa sınavı 3 gün sonra yapacağını söyler.

Sınav günü geldiğinde, matematik hocası bizim dörtlüyü sınıfın dört köşesine oturtur. Finali geçmek için en az 50 almak lazımdır, sınavda 5 soru vardır. Sayfanın önündeki 4 matematik sorusu basit sorulardır ve her biri 10 puanlıktır.

Kağıdın arkasındaki soru ise 60 puanlıktır ve de soru aynen şöyledir:

-Hangi lastik patladı ?

3.Kevser

İmam Hatip Lisesinde teftiş yapan bir müfettiş sınıfa girer..Ders Kuran-ı Kerim’dir. Bir öğrenciyi kaldırarak ismini sorar:

Öğrenci “Fatih” diye cevap verir.

Müfettiş: Peki öyleyse yavrum Fatiha suresini oku bakalım..

Çocuk sureyi okur. Sıra başka bir öğrenciye gelmiştir.

Müfettiş yine sorar: İsmin ne çocuğum?

Çocuk cevap verir: Yasin ama arkadaşlar kısaca Kevser derler.

4.Gelinlik

Öğretmen derste şunları anlatıyordu:

– Düğünlerde gelinler neden beyaz giyer bilir misiniz? Bu onların en mutlu günü olduğu için!

Arka sıralardan bir ses yükselir;

– Damatların neden siyah elbise giydiklerini şimdi anladım.

5.Cevaplarımı kontrol ediyorum

Temel üniversitede bir dersin sınavına girmiş. Sınav test şeklindeymiş. Hayta Temel her soruda yazı tura atarak cevap veriyormuş. Sınav süresi dolmuş öğrenciler birer birer cevap kağıtlarını teslim etmiş. Kağıdını vermeyen bir tek Temel kalmış hala yazı tura atıyormuş. Öğretmen gelip Temel’in karşısına dikilmiş:

– Yahu Temel çalışmamışsın belli. Cevapları yazı tura atarak veriyorsun, hala bitiremedin mi?

Temel:

– Hocam bir saat önce bitirdim ama demiş. Cevaplarımı kontrol ediyorum!…

6.Ayağa Kalksın

Okula yeni gelen öğretmen ilk dersinde öğrencilere ilginç bir çağrıda bulunmuş:

– Kendini geri zekalı hisseden varsa ayağa kalksın…

Sınıfta çıt yok. Nihayet biri kalkmış:

– Sen kendini geri zekalı mı hissediyorsun?

– Hayır ama, sizin tek başına ayakta kalmanıza gönlüm razı olmadı da…

7.Fark

Küçük John okuldan eve gelir ve üzgün bir şekilde:

-Matematik dersinden 1 aldım der.

Babası hemen sorar: Neden ?

John cevap verir: Öğretmen 3×2 kaç eder? diye sordu. Ben de “6” dedim.

Babası hemen oğlunu tasdikler ve: Fakat bu doğru.

Ondan sonra da “öğretmen 2×3 kaç eder?” diye sordu.

-Has s***ir, ne farkı var ki ?

-Ben de öğretmene aynısını söyledim

8.Biliyorsun ama inanmıyorsun

Bir gün din hocası sınav yapar. Çocuklardan bir tanesi bütün sorular doğru yanıtlamıştır ama sınav sonucunda 100 üzerinden 40 almıştır. Hocanın yanına gitmiş ve sormuş

-Hocam benim 100 almam gerekiyordu bütün soruları biliyordum ve yaptım

-Bilmesine çok iyi biliyorsun ama inanmıyorsun

9.Sıpa

Köylü, yeni doğan bir sıpayı kucağına almış evine dönerken, iki ortaokul öğrencisi kendisine takılır ve:

– Hayrola amca, oğlunu nereye götürüyorsun böyle?

Adam, kendine yapılan bu terbiyesizliğe aldırmamış görünerek cevap verir:

– Gittiğiniz okula kaydını yaptıracağım.

10.Okuldan sonra hemen eve gel

İlkokul öğretmeni “Din Kültürü” dersinde “Cennet ve Cehennem”i anlattıktan sonra sınıfa sormuş:

– Çocuklar aranızdan kim cennete gitmek ister?

Öğretmen bakmış herkes el kaldırıyor, küçük Temel hariç. Küçük Temel’in yanına gidip sormuş:

– Ne o Temelciğim, sen cennete gitmek istemiyor musun?

Küçük Temel cevap vermiş:

– İstemesine istiyorum da öğretmenim… Annem okuldan sonra hemen eve gel dedi!..

11.Öğrenci Yurdu

Üniversitede, dönemin ilk gününde rektör yeni gelenleri toplamış, üniversite kurallarını anlatırken sıra yurt olayına gelmiş. Rektör demiş ki :

– Kız yurtları erkek öğrenciler için yasak bölge. Erkek yurtları kız öğrenciler için. Yasak bölgede yakalanan kişiye ilk seferinde 200 milyon ceza kesilecek. İkinci yakalanışında 300 milyon, üçüncü yakalanışında da 500 milyon ceza kesilecek. Sorusu olan var mı?

Arka taraftan bir erkek öğrenci:

– Sezonluk bilet ne kadar?

12.Tüleyman

Öğretmen bir gün öğrencilerine söyle bir soru sormuş:

– İnsanlarda istem dışı çalışan şey nedir ?

Öğrencilerden biri parmak kaldırıp cevap vermiş:

– Tik tir hocam…

Öğretmen soruyu bilen öğrencisine :

– Aferin oğlum senin adın ne? diye sormuş.

Öğrenci :

– Tüleyman hocam… demiş…

13.Siz kazandınız

Öğretmen sınıfa girer ve sınıfın çok gürültülüğü olduğunu görür. Hemen öğretmen sınıfı susturur ve öğrencilere neden sınıfın bu kadar gürültülü olduğunu sorar. Öğrenciler sokakta bir köpek bulduklarını ve en büyük yalan atana bu köpeğin verileceğini söylerler. Hoca çocuklara dönerek

-Çocuklar ne kadar ayıp sizin bu yaptığınız ben sizin yaşlarınızdayken hiç yalan söylemezdim

Çocuklar hep bir ağızdan:

-Öğretmenim köpeği sizin hakkınız. Siz kazandınız

14.Karne

Karne günüydü. Küçük oğlan okuldan döndü.

Annesi “Karnen nerede?” diye sordu.

Çocuk güldü :

-Arkadaşıma ödünç verdim. Babasını korkutacak…

15.Tercüme

İngilizce dersinde öğretmeni çocuğa sordu :

– Oğlum, sana Türkçe bir cümle vereceğim, sen bunu İngilizceye çevireceksin…

Çevireceğin cümle,

-Çocuk, koştu koştu, denize düştü, boğuldu…

Öğrenci yanıt verdi :

– The boy tıkıdık tıkıdık, culup, gulu gulu.

16.Böyle soruya böyle cevap

Renkli kişiliği ve düşük not vermesi ile öğrencileri arasında özel bir üne sahip olan felsefe öğretmeni, sınav yapacağı gün öğrencilere, önce kâğıt ve kalemlerini hazırlamalarını söyledi, sonra da sandalyesini kaldırıp masanın üzerine koydu.

Sonra:

“Sınav sorumu soruyorum” dedi. “Bu sandalyenin var olmadığını kanıtlayınız.”

Sıfırcı felsefe öğretmeni, sınav kâğıtlarını okuduktan sonra, bu konudaki ününe gölge düşüreceğini bilmesine rağmen, hayatında ilk kez bir öğrencisine yüz üzerinden yüz vermek zorunda kaldı.

Öğrencinin sınav kâğıdında yalnızca şu iki sözcük yer alıyordu:

– Hangi sandalyenin?

17.Elektrik

Bir gün öğrenciler sınav oluyorlarmış.

Öğretmen bir öğrencisini kaldırarak ona şu soruyu sormuş:

-Oğlum söyle bakalım elektrik nelerden geçmez?

Çocuk şöyle cevap vermiş:

-Lastikten, camdan ve tahtadan.

-Başka?

Çocuk biraz düşündükten sonra:

-Birde yoksul mahallelerden geçmez öğretmenim diye cevap vermiş.

18.Selamı Var

Öğrencinin biri Mısır’da üniversite okuyormuş. Yazılılar bittikten sonra sömestir tatili olmuş. Arkadaşı Ali’ye, ben memleketime gidiyorum sen bana notlarımı iletirsin:

Eğer bir zayıfım varsa Ali’nin selamı var, iki zayıfım varsa Muhammed’in selamı var, üç zayıfım var ise Muhammet Emin’in selamı var dersin demiş.

Arkadaşı notlara baktıktan sonra evini aramış, babası çıkmış telefona. Ali orada mı diye sormuş; babası, yok demiş, o da notu bırakmış:

– Ali geldiğinde söyleyin, ümmeti Muhammed’in selamı var.

19.Öğretmenini iyi tanıyor

Kimya dersinde öğretmen, elindeki metal parayı gösterdi:

– Şimdi bu beş yüzlüğü asite batırıyorum. Ne dersiniz eriyecek mi?

Nuri parmak kaldırıp cevapladı:

– Erimez,öğretmenim.

– Evet erimez, neden erimez?

– Eriyecek olsa asite atmazdınız da ondan!…

20.İkinci soru

Öğretmen öğrencilere;

-Sizlere sorular soracağım. Birinci soruyu bilene ikinci soru sorulmayacak.

-Söyle bakalım Ahmet, bir hindinin kaç tane tüyü vardır?

-9567 tane tüyü vardır Öğretmenim!

-Nereden öğrendin bunu?

-Öğretmenim, hani ikinci soru sorulmayacaktı.

21.Kayserili mantığı

Öğretmen Kayserili öğrenciye sormuş:

– Söyle bakalım evladım; iki kere iki kaç eder?

Öğrenci biraz düşündükten sonra sormuş:

– Öğretmenim alırken mi; satarken mi?

22.Bence doğru cevap

Öğretmen sormuş:

– Hangi ayda yirmi sekiz gün var?

Soner cevap vermiş:

– Hepsinde hocam.

23.Kafasız kurbağa

Tıp fakültesinde bir derste… Profesör uyuklamakta olan bir öğrenciyi ayağa kaldırıp sormuş:

– Söyle bakalım! demiş. Şuradaki kurbağanın kafasını kesesem ne olur?

Öğrenci düşünmeden cevap vermiş:

– Ölür hocam!

Hoca sinirlenmiş;

– Otur yerine!… demiş. Geçen derste de anlatmadım mı? Kurbağanın kafasını kesersen 24 saat daha yaşar!

Yerindeyken geçen derste hakikaten de bunların anlatıldığını anımsayan öğrenci, mahçup bir ses tonuyla:

– Hocam, siz ona yaşamak mı diyorsunuz?

24.Mantıklı mı Yasal mı?

Bir öğrenci, lojistik ve organizasyon dersinin yazılı sınavından kalıyor.

Öğrenci: Siz beni cezalandırıyorsunuz. Bunu hiç anlıyor musunuz?

Profesör: Evet tabi ki. Yoksa nasıl profesör olabilirdim?

Öğrenci: İyi o zaman. Size bir şey sormak istiyorum. Eğer doğru cevabı verirseniz, ben kötü notumu alıyorum ve gidiyorum. Fakat bununla beraber eğer cevabı bilemezseniz bana iyi not vereceksiniz.

Profesör: Anlaşıldı tamam. Sor bakalım.

Öğrenci: Yasal olup mantıklı olmayan nedir? Mantıklı olup yasal olmayan nedir? Ve de ne mantıklı ne de yasal olmayan nedir?

Profesör iyice bir düşündükten sonra hiç bir cevap veremiyor. Ve o öğrenciye iyi not vererek onu geçiriyor. Daha sonra profesör en iyi öğrencisini çağırıyor ve aynı soruları ona soruyor. Öğrenci hemen cevap veriyor:

-Siz 63 yaşındasınız ve 35 yaşındaki bir bayanla evlisiniz. Bu yasal ama mantıklı değil. Karınızın 25 yaşında bir dostu var, bu gerçi mantıklı ama yasal değil. Siz, karınızın dostuna iyi bir not veriyor ve onu geçiriyorsunuz oysa ki o sınıfta kalmıştı. Bu ise ne mantıklı ne de yasal.

25.Bu benim matematik ödevim

Recep, elinde bir listeyle bakkal Necati’ye gider:

– Bakkal amca: kilosu 7 liradan 8 kilo şeker, 5 liradan 9 kilo pirinç, 8 liradan 10 kilo un kaç lira eder? Bakkal Necati şaşkınlıkla cevap verir:

– Senin söylediğin fiyatlardan satmıyoruz şekeri, pirinci, unu. Bir de sen o kadar ağır yükü nasıl götüreceksin ki demiş. Recep cevap vermiş :

– Sen ağırlıklarına bakma Necati amca, fiyatlarının toplamını söyle. Bu benim matematik ödevim.

En Komik 25 Bektaşi Fıkrası

Bektaşi fıkraları egemen resmi din adamlarının dogmatik, statik, sabit anlayışlarına karşı hayatında mizahi ve eleştirel bir tavır takınır. Akla, mantığa, insan doğasına, hayatın olağan aykırı gelen düşünce ve davranış her kimden gelir ise gelsin Bektaşi fıkralarının eleştirilerinden mutlaka payını alacaktır. Fıkralar Anadolu’nun gülen yüzüdür…

Bektaşi Fıkraları

1.İneği de kurbana saymazsam şerefsizim

Bektaşi bulgurunu kaynatıp kuruması için sermiş, bir yandan karıştırırken bir yandan da dua edermiş:

-Allahım bulgurlarım kurumadan yağmur yağdırma!

Bulgurlar tam kurumaya yüz tutmuşken yağan yağmur, Bektaşi’nin bulgur sergisini su içinde koymuş. Bu zor durumunun üzerinden bir hafta geçmeden, ineğini de ahırda ölü bulan Bektaşi, üst üste gelen kötü olayları kabullenmekte zorlanmış.

Ramazan ayının geldiğini fırsat bilen Bektaşi oruç tutmaya niyet etmiş ve Ramazanın ilk günü, iftara beş dakika kala sigarasını yakmış.Sigarasından içine çektiği dumanı büyük bir keyifle gökyüzüne  üfleyerek:

-Nasıl, illet oluyorsun şimdi bana değil mi? Diyerek kendi kendine söylenmeye devam etmiş:

-Ölen ineği de kurbana saymazsam şerefsizim!

2.Bektaşi ve Papaz

Gerçekte Müslümanlık çok kolaydır, besmeleyle işe başlamak yeter, kelime-i şahadet getirdin mi vaziyet tamamdır…

Vaktiyle Ortaköy’de Bektaşi ile Papaz çok dost imişler, yedikleri içtikleri ayrı gitmezmiş…

Bir gün Bektaşi’ye haber vermişler:

-Hemen gel, Papaz çok hasta…

Bektaşi varmış bakmış ki dostu ölüm döşeğinde yatıyor…

Bektaşi’yi görünce Papaz’ın dudakları titremeye başlamış, konuştu konuşacak…

Baba Erenler hemen eliyle Papaz’ın ağzını kapatmış…

Çevreden bozulanlar sormuşlar:

-Ne yapıyorsun yahu?

Bektaşi:

– Ben bu pezevengi bilirim, demiş, şimdi bir besmele çeker, doğru Cennet’e gider…

3.Ya kazığa oturtsalardı

Bektaşi, papaz dostuna sormuş:

– Bana bak, siz hıristiyanlar ikide bir neden istavroz çıkarıyorsunuz?

Papaz:

-Yahudiler Hazreti İsa’yı çarmıha gerdiler ya, peygamberimizi anıyoruz…

Bektaşi:

-Şükredin ulan, ya İsa’yı kazığa oturtsalardı, ne yapacaktınız?…

4.Herkes kendisinde olmayanı ister

Yolu camiye düşen Bektaşi namazdan sonra:

-Ey ulu tanrım, bana bol bol şarap ver diye dua etmiş.

Yanında namazı bitiren kişi de ellerini kaldırmış:

-Rabbim bana iman ver diye dua etmiş.

İki duayı da işiten hoca Bektaşi’ye dönmüş:

-Bak herkes iman istiyor tanrıdan sen de şarap istiyorsun. Utanmıyor musun?

Bunun üzerine Bektaşi hocaya dönüp:

-Ne yapalım hoca efendi herkes kendisinde olmayanı ister

5.Her şey Allah’tan

Bektaşi’nin biri her gün kasabada ‘Her şey Allah’tan’, ‘Her şey Allah’tan’ diye mırıldanarak dolaşır dururmuş. Bir gün kasabanın serseri delikanlılarından biri, yine böyle mırıldanarak dolaşmakta olan Bektaşi’ye arkasından sessizce yaklaşmış, ensesine okkalı bir şaplak atmış. Canı fena halde yanan Bektaşi’nin pür hiddet dönüp kendisine ters ters baktığını görünce;

-Öyle ne bakıyorsun baba erenler demiş, hani her şey Allah’tandı.

-Tabii demiş Bektaşi, her şey Allah’tan da, ben hangi deyyusu aracı ettiğine bakıyorum.

6.İtibar

Softanın biri Bektaşinin önüne geçti:

-Ey Erenler; iyisin, hoşsun, ilim irfan sahibisin; bir de oruç tutup, namaz kılsan, bizim nazarımızda da itibarın olur o zaman, dedi.

Bektaşi gülümseyerek:

-Sizin nazarınızda itibar kazanmak için, tanrı önündeki itibarımı zedeleyemem, dedi.

7.Fakire can geldi

Oruç tutan Bektaşi pek fena susamış. Gürül gürül akan çeşmeyi görünce de dayanamayıp ağzını dayayıp kana kana çeşmeden su içmiş. Bu sırada oradan geçen komşusu seslenmiş:

-Aman erenler ne yaptın? Oruç gitti!

Bektaşi, ağzının iki yanından süzülen sular bağrına doğru inerken cevap vermiş :

-Oruç gitti ama fakire de can geldi!

8.Kayık küçük

Bektaşi kiraladığı kayık ile Eminönü’nden Üsküdar’a giderken, deniz dalgalanmaya, kayık sallanmaya başlar. Dalgaların, büyük bir fırtınanın başlangıcı olduğunu sezen Bektaşi’nin telaşlandığını gören kayıkçı:

-Ne korkuyorsun yolcu? Korkma. Allah büyüktür! Diye Bektaşi’yi sakinleştirmek ister.

Kayıkçının bu sözüne içerleyen Bektaşi şu yanıtı verir:

-Allah büyüktür amma, kayık küçük!

9.Zaten abdestsiz kılmıştım

Bektaşi yolda giderken bir yemiş ağacı görür ve çıkıp yemiş yemeğe koyulur.

Yoldan geçen sofunun biri seccadesini Bektaşinin çıkmış olduğu yemiş ağacının dibine sererek namaz kılmaya başlar.

Namazı biten sofu ellerini açarak ‘allahım namazımı kabul et’ der.Bizim Bektaşi de yukarıdan ‘etmiyorum’ der.

Bektaşinin sesini duyan sofu buna şaşırır ve bu sesin kimden geldiğini anlamak için her tarafa bakar ama kimseyi göremez..

Sofu tekrar ellerini açarak ‘allahım dualarımı kabul et’ der. Bektaşi tekrar ‘etmiyorum’ der.

Sofu tekrar açarak ‘kabul et’ der. Bektaşi tekrar aynı cevabı verir..

Buna çok sinirlenen sofu ‘etmezsen etme zaten abdestsiz kılmıştım’ der.

10.Keramet Alçak Gönüllülükte

Sofunun biri Bektaşi’yi denemek ister.

-Baba Erenler, sizler için kerametli diyorlar. İsterse ağacı bile ayağının yanına getirir diyorlar. Bize de gösterin de biz de görelim, der.

Baba Erenler, kendisi ile alay edilmek istendiğini fark ederek, sofuya bir ders vermek gerektiği düşünür ve ağacı çağırmaya karar verir:

-Ağaç gel der, fakat ağaçta hareket yok.

-Ağaç gel der, fakat yine gelmez.

-Ağaç gel der, üçüncü çağırışında da ağaçta hareket yoktur.

Bunun üzerine, Bektaşi ağacın yanına gider ve derki:

-Eğer ağaç bize gelmezse biz ağaca gideriz.

11.Eşekliğinden

Bektaşi’nin yolu camiye düşmüştür. Cami imamı o günkü vaazında içkinin kötülüklerinden bahsetmektedir. Cami imamı uzun bir vaazdan sonra cemaate bir de örnek verir:

-Ey cemaat eşeğin önüne bir kova su, bir kova da rakı koyun hangisini içer?

Bektaşi elini kaldırarak cami imamının sorusunu yanıtlar:

-Hocam suyu içer.

İmam:

-Tabi ki suyu içer, peki neden suyu içer?

Diye sorunca, Bektaşi cevaplar:

-Neden olacak hocam, eşekliğinden!

12.Hangisi sarı,hangisi kırmızı

Bektaşi iki öküzüyle tarlasını sürermiş; kırmızı öküz az yem yiyip, çok çalışırmış; sarı öküz lanet mi lanetmiş. Hem çok yermiş, hem tembelmiş. Bir gün öfkelenmiş Bektaşi:

-Ey Allahım! demiş, şu sarı öküzün canını al da kurtulayım…

Baba Erenler ertesi sabah ahıra girince ne görsün! Kırmızı öküz sizlere ömür, sarı lanet capacanlı… Dışardan bir çocuk çağırmış Bektaşi, öküzleri göstermiş:

-Ulan, demiş; bunların hangisi sarı, hangisi kırmızı? Çocuk göstermiş:

-Bu sarı, bu kırmızı! Bektaşi gözlerini göğe çevirmiş:

-İmanım, demiş; bacak kadar çocuk renkleri biliyor da, sen ayıramıyor musun?

13.Bir de senin kuluna bak

Bektaşi Baba İstanbul’da gezinirken, padişahın sarayı olduğunu zannettiği görkemli bir binanın yakınından geçmekte idi. Binanın önünde şatafatlı bir fayton durmakta idi. Binadan sırmalı elbiseleri olan adam çıkınca, muhafızlar selama durdu. Adam faytona binerken, Bektaşi meraklalandı ve muhafızlardan birinin yanına sokularak sordu.

-Faytona binen padişahmıdır?

-Hayır  padişahın bir kuludur. Cevabını aldı.

Bektaşi, tepeden tırnağa önce faytondaki adama baktı. Sonrada kendi haline baktıktan sonra, ellerine açarak:

-Tanrım, bir padişahın kuluna bak! Sonra, bir de senin kuluna bak! Diye söylendi.

14.Orasını Allah Bilir

Şarap yapmak yasaklanmış; sıkı bir kontrolle, şarap yapan yakalandığında kellesi vuruluyordu.

Bağ bozumu vakti geldiğinde, Bektaşi üzümlerin suyunu küplere doldurdu. Durumdan haberdar olan hükümdar, Bektaşinin küpleri başına geldiğinde, hiddetle sordu:

-Üzüm suyu küplere ne için dolduruldu?

Bektaşi, yakalanmışlığın telaşı ile cevap verir:

-Dolduruyorum ki, orada sirke olsun.

Hükümdar, biraz yumuşayarak yeniden sordu:

-Sirke dersin ama, ya şarap olursa!

Hükümdarın yumuşadığını gören Bektaşi:

-Orasını Allah bilir, dedi.

15.Kabahat tarlayı sana gösterende

Köylü yağmur duasına çıkıyormuş, Bektaşi’ye ‘sen de gel’ demişler. Baba Erenler kalabalığa katılmış, yolda küçük tarlasının yanından geçerken elindeki sopayı tarlaya dikmiş, göğe bakarak:

-Bizimki de burası, demiş.

Duadan sonra bir yağmur bir yağmur; ortalığı seller basmış. Bektaşi’nin tarlasında ne varsa sular almış götürmüş. Bu manzarayı gören Bektaşi, ellerini yukarı kaldırmış:

-Ulan, demiş; kabahat sende değil, bu tarlayı sana gösterende…

16.Akşamdaaaaan akşama

Zaptiyebaşı yolda çakırkeyif rastladığı Bektaşi’yi çevirmiş ve kükremiş:

-Söyle bre zındık, namaz vakti cami mihrabında secdeye vardığın olur mu?

Erenler çok hızlı ve çok vurgulu bir biçimde cevaplamış:

-Her bayram, her bayram.

Zaptiyebaşı bu kez:

– Peki ey kafir, şarap zıkkımlanır mısın? diye sormuş.

Bektaşi suçüstü yakalanmış olmasının ürkekliği ve yalana başvurmanın faydasının olmadığının farkına vararak, eliyle küçümseme işareti yaparak yanıt vermiş:

– Eh, akşamdaaaaan akşama.

17.Peşin Namaz

Bektaşi ile bir hoca birlikte yola çıkmışlar, bir süre sonra hoca :

-Namaz saati! demiş, başlamış kılmaya…

Rekat üstüne rekat, selam üstüne selam… Bektaşinin beklemekten canı sıkılmış, hoca namazı bitirince sormuş :

-Yahu bu ne uzun namaz böyle?

-Kazaya kalmış namazlarım vardı, onları eda eyledim!

Bektaşi :

-Eh ben de bir namaz kılayım! demiş ve başlamış namaza…

Ama ne namaz, bitmiyor, sonunda hoca dayanamamış :

-Erenler, senin namaz da uzun sürdü!

-Önümüzdeki haftanın namazını kıldım!

Hoca şaşırmış :

-Yahu olur mu böyle şey?

Bektaşi gülmüş :

-Yukarıdaki senin veresiyeni kabul ediyor da, benim peşinimi niye kabul etmesin?

18.Kaç gün oruç tuttun

Adama sormuşlar:

-Kaç gün oruç tuttun?

-Hastalığım nedeniyle, ancak bir gün tutabildim!

Aynı soruyu, orada bulunan Bektaşiye sorunca, hiç istifini bozmadan yanıt vermiş:

-Bu arkadaş benden bir gün fazla tutmuş!

19.Oruç farz, sahur sünnettir

Ramazan ayı gelince yeni evlendiği hanımı özenle hazırlamış ilk sahur sofrasını. Afiyetle yemiş Baba Erenler, ama hanımı bakmış ertesi gün Erenler’de oruç moruç yok.Belki maruzatı vardır, sonraki gün tutar diye yine hazırlamaya devam etmiş sahur sofrasını ancak Baba Erenler hiçbir sahuru kaçırmadığı gibi, bakmış oruç da tutmuyor hiçbir gün.

Böylelikle ayı yarılamışlar ki hanımı sonunda dayanamayıp laf etmiş:

– Efendim her gece size sahur hazırlıyorum, yiyorsunuz ancak oruç tuttuğunuz yok, öyleyse hazırlamayayım artık boşuna sahur sofranızı!

Baba Erenler cevabı yapıştırmış:

-A be hanım, oruç farz, sahur sünnettir. Zaten mahcubum farzı yerine getirememekten, bir de sünneti terk edeyim de iyice mi mahcup olayım!

20.Seferiyim

Bektaşiyi Ramazan günü oruç yerken yakalayıp Kadı’nın huzuruna çıkarmışlar. Kadı:

Bre zındık, niye oruç yiyorsun?

Bektaşi:

Seferiyim!

Oradan boşboğazın biri çıkıp:

Kadı Efendi, bunu tanırım, 40 yıldır burada oturur, seferi değil, yalan söylüyor! deyince

Baba Erenler cevabı yapıştırmış:

İlelebet burada kalacağıma dair elinizde senet mi var? Seferiyim dedim ya; ahiret yolcusuyum!

21.Hıristiyan oldum kurtardım

Ramazan’da Bektaşi bir kenarda ekmek yiyordu. Birisi de geldi yanına oturdu.

Polis bunları gördü. İkisini de yakaladı. Doğru kadının huzuruna götürdü. Kadı dinledi. O bir adamı mahkum etti. Sonra da Bektaşi’yi sorguya çekti.

– Sen neden orucunu yedin?

Bektaşi arkadaşını da düşündü:

– Ben Hıristiyan’ım efendim

Kadı yumuşadı birden.

– O halde serbestsin.

– Serbestsem Müslüman olmak isterim

Deyince Bektaşi, kadı iyice yumuşadı:

– Pekala buna çok sevindim. Hemen Müslüman olabilirsin.

– Olayım amma bir şartım var.

– Nedir söyle bakalım.

– Şu adamı da affedin.

Kadı, itirazsız şartı kabul etti. Sonra da Bektaşi’ye iman telkin etti. Her ikisi de mahkemeyi terk ettiler.Bektaşi yolda gülerek arkadaşına baktı.

– Bir daha tedbirsiz olmayasın. Bak Hıristiyan oldum kendimi kurtardım. Müslüman oldum seni kurtardım.

22.Unuttum ağa

Bektaşinin biri dalgın bir halde sigarasını tüttüre tüttüre yolda gidiyormuş. Karşısına yeniçeri

ağası çıkmış. Hiddetle sormuş:

– Bu ne hal? Mübarek Ramazan gününde oruç tutmuyor, sigara mı içiyorsun?

Bektaşî şaşkın şaşkın karşılık vermiş:

– Unuttum ağa.

Yeniçeri:

– Neyi unuttun?

Bektaşi safiyetle:

– Sokakta olduğumu.

23.Gömleğim Kurumasın Diye

Yılın birinde çok kuraklık olur. Köylüler bu yıl açlıktan kırılırız diye yakınırlar. Oradan geçen Bektaşi dervişini görünce, yağmur yağdırması için yardım isterler. Köylülerin üzüntüsünü gören Bektaşi, bir tas su ister ve gelen su ile gömleğini ıslayıp bir tasın üstüne serer. Az sonra kara bulutlar çöker şarıl şarıl yağmur yağmaya baslar.

Bunu gören köylüler:

– Sen Evliyalar Evliyasısın! Deyip, ayağına kapanırlar.

Bektaşi:

– Bu isin Evliyalığımla bir ilgisi yok, bu günlerde yukarıda ki ile aram biraz açık, gömleğim kurumasın diye yağdırıyor yağmuru.

24.Sizin masum olduğunuz ne malum

Bektaşi’yi, üzerinde rakı şişesiyle yakalayınca “ramazan günü rakı içiyor”diyerek kadının karşısına çıkartırlar. Bektaşi yemini billah etmektedir:

-Kadı efendi vallahi içmiyordum, sadece üzerimde taşıyordum, sorun bakalım içerken görmüşler mi? diye direnirse de ne kadıyı nede yanındakileri ikna edemez.

Kadı son olarak kesin bir dille:

-Üzerinde taşıyorsan mutlaka içiyorsundur da demiş.

Bunun üzerine Bektaşi:

-Kadı hazretleri, eğer içmeden taşımak suç ise, siz de zina aleti taşıyorsunuz, sizin masum olduğunuz ne malum.

25.İlki daha makbuldü

Baba erenler seyahatteyken bir imamın evine konuk olur. Akşam yemekler yenir, namaz vakti gelince imam:

– Baba Erenler yemeğimizi yedik, namazımızı da kılalım der.

Bektaşi kabul eder. İmamla beraber namazı kılarlar. Lakin namazdan sonra İmam Bektaşi’nin abdest almadığını, namazını abdestsiz kıldığını fark eder:

-Böyle olmaz baba erenler, kabul sayılmaz, bir de abdestli kıl.

Bektaşi ne yapsın, misafir olduğundan bir şey diyememiş, istemeyerek kalkıp abdestini almış, namazını tekrar kılmış. Namaz bitip ev sahibinin yanına oturunca ev sahibi gayet memnun:

-Baba erenler, bak gördün mü, sence hangisi daha makbule geçti.

Bektaşi namaza zorlanmaktan sıkılmış bir vaziyette:

-İlki daha makbuldü mirim, çünkü Allah rızası içindi.