John Steinbeck Sözleri

Anlamlı ve güzel John Steinbeck Sözleri
John Steinbeck Sözleri

Açılamayacak kapı yok..! Düzeltilemeyecek yanlış, söylenemeyecek şarkı yok..! Ne ulaşılamaz amaçlar var, ne de kurtarılamaz ruhlar…
İnsanları bir eylemin parçası yapmanın en iyi yolu onların kendilerinden bir şey vermelerini sağlamaktır.
Ne fazla hayal kurup kuşlar gibi yükseklere çıkın. Ne de kötümser olup böcekler gibi yerde sürünün.
İnsan olmak kolay değildir, hele ki ‘insanca’ yaşanabilecek bir toplum düzeni yoksa!
Sosyalizm köklerini Amerika’da bulamaz; çünkü fakirler burada kendilerini sömürülen bir sınıf olarak değil, geçici olarak sıkıntı yaşayan milyonerler olarak görmektedir.
Başın beladaysa ya da yaralıysan, ya da bir şeye ihtiyacin varsa yoksullara git. Yardım edecek bir tek onlar vardır, bir tek onlar.
Ve insan, karşısına çıkan her engeli aşmış, her düşmanı yenmiş. Yalnız bir tanesinin üstesinden gelememiş. Evet, yalnızca kendisini yenememiş. İnsanlık nasıl da nefret ediyor kendi kendisinden.
Bütün güzel ve kıymetli şeyler yalnızdır.
Işıklar arasında bir anlaşma, bir dünya ateşi olduğu doğru değil. Herkes, kendi yalnızlık ateşini taşır.
İnsanın yüreğinin iyi olması için akla ihtiyacı yoktur.
İnsanlara üç yoldan yaklaşıyordu :Emretme- iltifat etme- satın alma.
Doğru demişler, insan yetinmek nedir bilmez diye. Verirsin, daha çok ister; yine verirsin, daha da çok ister.
Tarihte de pek çok kereler görüldüğü gibi en büyük iyilikleri barındıracak güçteki ruhlar, en büyük kötülükleri de yapacak güçtedirler.
Bir insan kapana kısılmışsa ve seçme şansı yoksa, kapanın içini dekore etmeye girişir.
Savaşta beliren en keskin duygu,korku değildir;yalnızlıktır,küçüklüktür.
Belki de herkes fazla zengin. Zenginlerin doyumsuzluğu kimsede yoktur. Bir adamı besle, giydir, iyi bir eve oturt, umutsuzluktan ölür.
Unutmayın ki çocuklar erkek adama ihtiyaç duyulduğunda erkek olurlar. Çevrede bir erkeğe ihtiyaç yoksa kırk yaşında olsa da hala oğlan çocuğu gibi davranan erkekler gördüm.
En fazla zamanı, zaman kazanmak isterken kaybediyoruz.
Ne günah diye bir şey var, ne de sevap diye! Yalnızca millet ne yapıyorsa o var…
Zaman her şeyi unutturur, iyileştirir, bu da geçecek. Her şey unutulacak.
Babamın bir sözü vardı. Yıkılmasına herkes yıkılır, derdi. Ama erkek olan dayanır.
Güç insanı yozlaştırmaz; korku yozlaştırır. Belki gücünü kaybetme korkusu.
Umutlarının öyle fazla coşmasına izin vermezsen, hayal kırıklığına uğramazsın.
Görmek bir kesinlik ifade etmiyordu; gözle gördüğümüzün aslında orada olup olmadığına ilişkin bir kanıt yoktu.
Hiçbir insan diğer insanları gerçekten anlayamaz. Elinden en fazla, onların da kendisi gibi olduğunu varsaymak gelir.
Bir insan ki, kendini zengin görmek için bir milyon dönüm toprağa ihtiyaç duyar, bana göre o insanın gönlü çok fakirdir. Bir insanın gönlü fakir olduktan sonra, milyonlarca dönüm toprak almış, neye yarar, yine de fakirdir.
Kazanç, gökten inmez; bir başkasının kaybından kazanılır.
İnsan bir toplulukla hareket ediyorsa, bir amaca hizmet ettiğini düşünür. Örneğin ‘Tanrı kutsal toprakları yeniden ele geçirmemizi istiyor’ veya ‘Komünizmle sosyal adaletsizliğin kökünü kazıyacağız’ gibi bir düşünce peşindedir. Oysa kitle, Kutsal Topraklar, Demokrasi ya da Komünizm ile doğrudan ilgili değildir. Kitle sadece hareket ve kavga peşindedir ve bu sözcükleri sadece bireylerin beyinlerini ikna amacıyla kullanır.
Dostların kendi rahatlarına, huzurlarına zarar gelinceye kadar yanı başından ayrılmazlar.
Gerçekle düş arasındaki savaşta, güçlü tarafın gerçek olmadığını belirtmekten mutluluk duyarım.
Mutsuz bir ruh, bir mikroptan daha hızlı öldürür.
Farkına varamadığımız her şey, bizim en büyük hatamız olmaya mahkumdu.
Bir şeyi çok fazla istemek iyi değildir. Bazen şans ters dönebilir yoksa. Ayarında istemeyi bilmeli kişi.
Oğlum okuyacak, kitapları olacak. Sonra yazacak, yazmayı öğrenecek. Sayıları, hesap yapmayı… Ve bütün bunlar bizi özgür kılacak, çünkü o öğrenecek, biz de ondan öğreneceğiz ve özgür olacağız.
İnsan kendi hakkında söylenen güzel şeylere yalan da olsa inanıyor.
Dünyanın her yerinden herkesin yenileceği bir yer vardır. Kimilerini yenilgi yıkar, kimileriyse zaferle küçülür, bayağılaşırlar. Büyüklük, hem yenilgiyi, hem de zaferi kabullenebilen kişilerde yaşar.
Kahkaha en iyi ilaçtır.
Elinizde başka bir şey olmadı mı, neyiniz varsa onunla övünürsünüz işte. Hatta ne kadar az şeyiniz varsa, o kadar çok övünmek gereğini duyarsınız.
Dünyada en değer verilmesi gereken şey, insanın özgür ve keşfeden zihnidir.
Diktatör; aslında yönettiklerinden korkandır. Halkının manevi duygularını sömürürler, en temel hak ve özgürlüklerle ilgili kısıtlama getirmeye çalışırlar, eleştiriye ve protestoya hiç tahammülleri yoktur. Sonları hep hazin olmuştur; ya intihar etmişler, ya kaçmışlar ama sığınacak yer bulamamışlar ya da yargılanmış ve cezalandırılmışlardır.
Bazen bir insan ne kadar güç koşullar altında olursa, o kadar çok artar mücadele hırsı.
Tasarım gerçeğin ta kendisidir. İnsan bir kez tasarlasa, düşünde canlandırsa gerçekleşmemesi için neden yoktur. Tasarı belki kolaylıkla saldırıya uğrayabilir, ama kesinlikle yok edilemez.
Çok çalışmak, kederlerini unutmak için birebirdir.
Çünkü her insanın bir arkadaşa ihtiyacı vardır… asıl mesele konuşacak birini bulmaktır. Anlamışsın anlamamışsın önemli değil.
Ve nerede birileri özgür olmak için mücadele ediyorsa, onların gözüne bak anne, beni göreceksin.
İnsan her şeye alışıyor. Kıyıma, cenaze kaldırmaya, hatta idama bile; insan bi kere alıştıktan sonra işkence masasıyla kerpeten de yalnızca birer aletten ibarettir mutlaka.
İnsan bir seviye edinmeli. Sadık dostlar serseri kılığında dolaşırsa, serseriler ne kılıkta dolaşacaklar?
Hemen hemen bütün insanlar korkaktır ve korkularının nedenini de çoğu zaman bilmezler bile. Gölgelerden, şaşkınlıklardan, sayısız, adsız tehlikelerden, yüzünü görmedikleri bir ölümden korkarlar.
Eğer bir dostunu kaybetmek istemiyorsan onu denemeye kalkma.
Fikirler tavşanlara benzer; birkaç tane edinir ve onlarla başa çıkmayı öğrenirsiniz. Bir de bakmışsınız bir sürü olmuş.
Bir insanla tanışmak için ona sigara vermekten ya da ondan sigara istemekten daha iyi bir yol yoktur.
Hayatın renkliliği ancak onunla mücadele eden kişilerde bulunur.
Hiç ile hiç arasında geçen zaman, zaman değildir.
Vardığım kanaat odur ki büyük bir öğretmen büyük bir sanatkardır ve diğer büyük sanatkarlar gibi onlardan da az sayıda vardır. Hatta çalışma sahası insan aklı ve ruhu olduğu için öğretmenlik sanatların en büyüğü bile olabilir.
İnsan olmak kolay değildir; hele ki, insanca yaşanabilecek bir toplum düzeni yoksa!
Bir zamanlar, bir akarsu kıyısında, elimde bir kuş ölmüştü. O zamandan beri hiç böyle bir umutsuzluğa kapılmamıştım.
Şunu da unutmayın; insanoğlu bir kavram için savaşmadığı, uğrunda ölmediği zaman felaket gelip çatmıştır, çünkü bu tek nitelik, insanoğlunun temelidir ve evrende belirleyicidir.
Tam anlamı ile hayatta olmak, yaralara sahip olmaktır.
Hiçbir yeteneği olmayan insanlardan her şey beklenebilir.
Banka insanların dışında bir şeydir, söylüyorum size. Canavardır. Onu insanlar yaratmıştır ama, insanlar kontrol edemez.
Hiç kimse akıl almak istemez, istedikleri sadece teyit edilmektir.
Korkan insanlara bir şeyler anlatmanın hiçbir faydası yoktur.
İnsan topluluğu insana benzer diyorlar.Bu yanlıştır, insan topluluğu bir hayvana benzer. Ne istediğini bilirse gözü kapalı bir şekilde makineli tüfeğin üzerine yürüyebilir.
Kitaplar işe yaramıyor, insanın yanında duracak birine ihtiyacı var.
Bir kadının sezgileri, mantığı, uyarıları ve koruma duygusu, erkeği birçok güç durumdan kurtarırdı.
İnsana insan gerek , can yoldaşı gerek.
İnsan, evrendeki bütün yaratıklardan farklı olarak işini aşarak büyür, kendi kavramlarının basamaklarından yukarı çıkar, başarılarının ötesinde kendini gösterir.
Devleti yıkmaya kalkmışım. Oysa yaptığım bir konuşmada, açlıktan ölen insanların varlığından dem vurmuştum yalnızca.
İnsanlar ya gitmiş ya da değişmişlerdi, ki değişmek gitmek gibiydi neredeyse.
Büyük bir sebze bahçemiz , bir kümes dolusu tavşanımız ve bir de tavuklarımız olacak tabii.Kışın yağmur yağdığında boş ver işi gücü deyip sobanın içini iyice doldurup kibriti çakacağız,sonra da sobanın yanında oturup sıcacık evimizde çatıya damlayan yağmuru dinleyeceğiz.
İnsanlar ikiye ayrılırlar:
Başkaları için yaşayanlar,
Başkaları sayesinde yaşayanlar.
Sorun olanlar, çözüm olanlar…
Ümit kıranlar, ümit verenler…
Dert üretenler, deva üretenler…
Şikayet edenler, çare bulanlar…
Aynı havayı soluyan,
Aynı sıkıntıyı yaşayan,
Aynı sevince ortak olan iki insandan biri dert küpü olur çıkar, diğeri deva küpü.
Biri şikayet üretir, öbürü çare.
Biri yük olur, öbürü yük taşır….

Loading...