Öğretmenden öğrencisine; hem kızım hem eşim ol

öğretmen-öğrenci
Dün Hürriyet Gazetesinde bir haber okudum, haber kısaca şu şekilde verilmiş;
ANTALYA’da bir anadolu lisesinde geçen ay 11’inci sınıfların geometri dersinin yazılı sınavında, 5 öğrenci kopya çekerken yakalandı. Öğrencilerden E.T.’nin (16) ailesi, disiplin sürecinde kızlarıyla görüşen evli rehberlik ve psikolojik danışmanlık öğretmeni M.S. (47) hakkında, tacizde bulunduğu yönünde suç duyurusunda bulundu. İddiaya göre öğretmen, kız öğrenciye arkadaşlık ve ilişki teklif etti, teklifini kabul ederse disiplin cezası almayacağını söyledi. Öğrencinin ise bu sözlerin ne anlama geldiğini sorduğu belirtilen şikâyet dilekçesinde öğretmenin, “Cezan okuldan atılmak, ama ben cezanı hafifleteceğim. Ev tutarım sana, hem kızım, hem eşim olursun” dediği, okul dışında ve otelde buluşma tekliflerinde bulunduğu öne sürüldü.
Son yıllarda hem ülkemizde hem de dünyada ahlak yoksunluğundan kaynaklanan benzer olayların sayısındaki artış dikkatinizi çekmiştir. Gazete ve televizyonlarda çok sık gördüğümüz, duyduğunuz zaman tüylerinizi diken diken etmesi gereken bu olaylar maalesef halkımızın gözünde normalleştirilmeye çalışılıyor. Öyle olaylar oluyor ki, bir tepkiyi bile fazla görüyoruz. Doğadaki en enteresan varlık insanın bana göre en enteresan davranışı kanıksamak; her şeye alışıyoruz.
Her olay kendi içinde değerlendirilmelidir. Özellikle hassasiyet gerektiren buna benzer olaylarda genelleme yapmak yanlışlar zincirini beraberinde getirir, bir iki kişi yüzünden binlerce değerli öğretmenimizin kalbini incitiriz.
Öğretmen;hayatını öğrencilerine adamış, ailelerin şahsiyetinin ve geleceğinin belirlenmesinde  çocuklarını güvenle emanet ettiği kişidir.
Anne babalar çocuğun biyolojik varoluşunun kaynağını oluşturur. Öğretmenler ise zihni ve ahlaki yönden onların şahsiyet oluşumunu sağlar. Öğretmen öğrenci ilişkisini bu açıdan değerlendirmek gerekir.
Bu tür olaylarda henüz ergenlik aşamasında olan bir öğrencinin öğretmenine duygusal bakımdan ilgi göstermesi yadırganacak bir durum değildir. Anne babası dışında bir çocuğun belki hayatında kendine idol olarak belirlediği kişilerin başında öğretmen gelir, bu zaman zaman platonik aşka da dönüşebilir. Yadırganması ve tepki gösterilmesi gereken öğretmenin davranışıdır.
Öğretmen, karşısındakinin yaşı ve cinsiyeti  ne olursa olsun, bu türden ilişkiyi reddetmelidir, bunun dışındakiler öğretmenlik mesleğinin hiçbir ilkesiyle bağdaşmaz.
Okulda herkesin statü ve rolleri belirlenmiştir. Öğretmen; derste öğrettiklerinin yanında rol modeli olması nedeniyle öğrenciyle iletişim içindedir, her davranışıyla öğrencinin gözü önünde yer alır. Öğretmenin ağzından çıkacak bir söz, bir ilke, bir ahlaki ya da entelektüel duruş, öğrencilere verilebilecek en büyük ders olabilir. Öğretmenin bu özelliği onda bilginin, becerinin, yaratıcılığın yanında yüksek bir ahlak bilincini zorunlu kılar.
Ahlak; insanın yaşam biçimi ve hayatının yol haritasıdır. Ahlak hepimizin yüreğinde bulunan bir duygudur. Zaman zaman onu görmezden gelsek de özellikle yalnız kaldığımızda “vicdan azabı” olarak bizi uyarır.
Aslında önem verilir ve uygulanırsa bireyleri ve toplumu mutlu edecek etik ve ahlaki değerlere insanoğlu nedense sıklıkla uyum göstermez ve bu kurallara karşı aksi yönde davranışlar sergiler. Peki insanoğlunu buna iten sebepler nelerdir?
İnsan isterse en temel ahlak kurallarını bile dilediği şekilde esneterek kendisiyle uyumlu bir hale getirebilir. Önemli olan ahlak kurallarının yüreğimizdeki yeridir. Bu da ancak eğitim ile oluşur. Bu eğitim evde başlar, okulda devam eder.
Aslında bu ve buna benzer olaylar ahlaki yozlaşmanın bir sonucudur ve bu yozlaşmanın önünde durmuyorsak hepimiz suçluyuz. Eğer ahlaki yozlaşma varsa, bunda hepimizin payı vardır.
Bir toplum gerek kişisel, gerekse toplumsal ahlakını küçük yaşta yapılan eğitim ile belirler. Bu sonuç okul gibi devletin olanaklarından ziyade aile ortamı içinde yapılan eğitimle elde edilir. Bu nedenle toplumsal bir ahlâktan bahsetmek istiyorsak aile içi eğitime ağırlık vermemiz gerekir. Daha küçük yaştan öğretilmelidir ki; ideallerimiz gerek kişisel gerekse toplumsal ahlak kurallarına uyumlu olmalı ve başkaları için kötü örnek oluşturmamalıdır.
İnsanlığın var oluşundan bu yana tüm toplumsal kabullerin, tüm dinlerin ve temel hukuk kurallarının varmak istedikleri en önemli temel hedef kişisel ve toplumsal ahlak kurallarının yaygınlaştırılması ve insanlığın bu kurallar çerçevesinde ilerlemesidir. Ahlak esasen toplumu çöküntüden kurtaracak ve toplumun muhafazasını sağlayacak bir araçtır.

Loading...
Loading...

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*