Zülfü Livaneli Sözleri

Bazıları yaşlanır ama olgunlaşmazlar; ömürlerin sonuna kadar başkalarının kendileri hakkında ne düşündüğü en önemli konu olarak kalır. Beğenilmek, sevilmek ister ve bütün güçleriyle bunu sağlamak için uğraşırlar.Bazıları da belli bir olgunluğa erişince, kendilerini beğendirmeye çalışmaktan vazgeçer ve dünyayı daha rahat bir gözle seyretmeye başlar. Bu aşamada kişinin “nasıl göründüğü” sorusu önemini kaybeder; bunun yerine kendisinin “dünyayı ve insanları nasıl gördüğü” öne çıkar.

Köpek ısırığının acısı geçici, insan ısırığınınki kalıcı olur!

Şeytan nedir? Kötülüğün nesidir? Sebebi midir, bahanesi midir?

Kötülük ve iyilik bir tek şeydir, parçalanamaz.İyilik, kötülükten ayrı değildir.

İnsan kendi olmaktan çıkabilir mi, bambaşka bir kişiye dönüşüp başka bir hayat yaşayabilir mi?

Bir yerde kötülük varsa, oradaki herkes biraz suçludur.

İnsan, her gün gördüğü denizin, evinin önündeki kayanın üstüne konan martının güzel olduğunu düşünmez. İki tarafı ağaçlıklı toprak yoldan yürürken, tepede buluşup birbirine girmiş dalların nasıl bir güzellik yarattığını,akşam sefalarının bir mucize gibi birden açıverdiği bahçelerdeki alçak sesli sohbetleri, bazı evlerden belli belirsiz duyulan aşk fısıltılarını da. Bunları sadece yaşar.

Geleceğe ait hiç bir hayalimin olmadığının farkına vardım. Ziyan olmuş bir yaşamın arkasından ağıt yakıyordum ve ileriye dönük hiçbir şey söylemiyordum.

Rus kızı votka gibidir tek başına içilir, hiç bir şey istemez ama Türk kızı rakı gibidir, yanında meze ister, peynir kavun ister, ister oğlu ister.

Hiçbir iktidar masum değildir. Bütün iktidarlar öyle ya da böyle, birinin katilidir.

Gülen insan; yani dünyaya ve kendisine mizah duygusuyla yaklaşabilen kişi, öfkeli insandan daha olgundur, daha hazımlıdır.

Gerçeği bilmek her zaman iyi sonuç vermiyor, bazı şeylerin gizli kalması daha iyi.

İnsanın başkalarından hesap sormasının her zaman pek yararı olmaz ama kendi kendinden hesap sorması her zaman yararlıdır.

Güçlünün tek bir isteği vardır: daha fazla güç!

Kısacası azizim, insan insan olarak yaşamalı, eşek eşek olarak.

Aşk,bir uçurum kıyısında gözü bağlı yürümektir.

Doğruları cesaretle savunmak, ileride daha az zarar görmek için başvurulması gereken en önemli yoldur.

Solcuların temel sorunu çok basit. Sağcılardan daha istikrarlılar.

Varlığımın bir anlamı var mıydı ki, yokluğumun olsun?

İnsanlığın en büyük buluşunun kitap, en kötü buluşunun da okul olduğunu düşünüyorum.

Merhamet zulmün merhemi olamaz!

İnsan hiçbir umut beslemediği zaman durumu kabullenebiliyor ama kapkara bulutlar arasından iğne ucu kadar kendini gösteren bir güneş ışını belirince bütün dünyası o ışığa bağlı oluyor.

İnsanoğlunu bu kadar çılgın bir tür haline getiren ve birbirine kıymaya götüren itkinin, öleceğini bilen tek canlı varlık olmasından kaynaklandığını anladım. Diğer canlılar gibi bu bilincimiz olmasaydı, daha iyi bir dünyada yaşardık.

Ölümün kıyısına gelmiştim. Ölümün kıyısı, ölümün kendisinden daha feci bir şeydir, bunu yaşayarak öğrendim.

Ölüm eşitliktir. Mezar, imparatorlarla mahkumu, zenginle yoksulu, güzelle çirkini, bilgeyle deliyi eşit kılar.

Hayatta anlamlı olan değerler parayla sahip olunamayanlardır.

İnsan yaşadığı gibi düşünür, düşündüğü gibi yaşar.

İnsan, yetişkin hırslarından arınmaya başlayınca, çocuk saflığına tekrar dönme olanağına kavuşuyor.

Galiba zeka ile kurnazlık ters orantılı.Biri azalırsa öbürü artıyor.

Medya patronlarının en büyük sermayesi ne makineleridir, ne parasıdır; halkın cehaletidir.

Yetişkinlerin çoğu, çocuklardan aptaldır; yani aptallaştırılmıştır. Çünkü eğitilmişlerdir.

Evet ölüler diyarında tek bir dil vardır; insanlar hangi dilde konuşursa konuşsun, öldüğü anda hepsini unutur ve ölmüş olan herkesin bildiği dili konuşmaya başlar.

Şiddetten nefret ediyorum ama ne yazık ki şiddeti durdurmak da şiddet kullanmayı gerektiriyor.

Düşünce, kültürden türer. Kültürün beslediği düşünce ise üretime dönüşür.Gelişmiş ülkelerin sadece tüketimini, teknolojik seviyesini ve refahını görmek, meyvelere gözünü dikerek ağacı görmemek demektir.Ağaç, kültürdür.

İnsanın en kötü yalanı, kendine karşı olandır.

Dünya bir penceredir,her gelen baktı geçti.

Belki de her şeyini yitiren bir insanın son sığınağı insan onurudur,elinde kalan tek şey budur.

Hayatın özü, büyük sırrı; olmazsa olmazı:Unutmak. Eğer unutmak diye bir şey olmasaydı, yaşam da olmazdı. İnsan, unutmadan hayatını sürdüremez.

Büyük sanatçılar, içinde yetiştikleri ülkenin, evrensel kültüre sunduğu armağanlarıdır.

Asil insanların en neşeli zamanında bile bir hüzün vardır, daha düşük ruhlar ise en sefil zamanında bile neşelidir.

Koltukta oturanlara önerim, bu ülkenin kurucusunun gözlerine baksın.O zaman ne yapmaları gerektiğini anlayacaklardır.

İnsanları konuşarak tanıyamazsınız. Konuşmak, canlı yaratıklar arasındaki en etkisiz iletişim aracı. Dil yalan söylüyor, olanları çarpıtıyor, insanlığın hiç bıkıp usanmadığı klişeleri tekrarlıyor. Bu yüzden, insanları dinlemek onları anlamak için yeterli değil.

Dünyayı güzellik kurtaracak,bir insanı sevmekle başlayacak her şey.

Sözcükler bize, asıl söylemek istediklerimizi gizlemek için verilmiştir.

Müzik, edebiyat gibi duyguları anlatmıyor, bizzat yaşatmak amacını güdüyordu. Bu da işe yaramaz bir şeydi, çünkü benim duyguları yaşamaya değil öğrenmeye ihtiyacım vardı.

İnsan toplumları devlet otoritesi olmadan yaşayamaz. Sen hiç devletsiz bir ülke gördün mü? En ilkel kabileden, en büyük ülkeye kadar hepsinin kendilerini güdecek bir çobana ihtiyacı var.

Ne mutlu cehaletin koruyucu rahmi içinde bir cenin gibi büzülüp yatanlara.

Her insanın içinde iyi ve kötü, yan yana durur. Hangisini beslersen o galip gelir.

Tanrı bile insanlara kitaplar yoluyla seslendi.

Mutlu olabilmenin tek şartı “unutmayı” başarabilmektir.

Bilgi ne garip bir şeydir. Şişede hapsedilmiş bir cin gibi yıllarca duruyor, senin gelip kapağını açacağın günü bekliyor.

Bırak hayat bir nehir gibi aksın; olumlu düşün ki her şey olumlu olsun; dünyadaki kötülüklerin kaynağı olumsuz düşünmektir.

Yapmadığımız soykırımla suçlanıyoruz. Oysa biz nerelerde soykırıma uğradık.

Ölü, ölümden korkmaz.

Aptallık bu memlekette o kadar yaygın ki, kapıyı pencereyi sıkıca kapamazsan havayla bile içeri girer.Dünyanın en bulaşıcı hastalığıdır aptallık.

Gerçek bilgi okuldan değil kitaptan edinilir.

Üç kıtadan bölündük, bir küçük yarımada da misafir muamelesi görüyoruz.

Zalimlik bir tercih değil, yapılan işin gereğiydi.

İnsan küçük düştüğünü hissedip kendini korumaya girişince, karşısındaki hiç aklına gelmiyor ve dünyanın en zalim yaratığı kesilebiliyor.

Kötülüğü yenmek, iyiliği yenmekten daha zor. Bu yüzden iyiler savunmasız oluyorlar, her türlü zararı görebiliyorlar.

Hani insan her şeyi unutarak yaşayabilirdi ama her şeyi hatırlayarak yaşayamazdı.Hani unutmak, insan soyunun en büyük şifasıydı.

Varlık yokluktur, yokluk da varlık! Hepsi gören göze bağlı!

Eskiden köleler hiç olmazsa ayaklarına geçirilen prangaların farkındalardı. Şimdikiler zincirlerini bile göremiyorlar.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s