Halide Edib Adıvar Sözleri

anlamlı ve güzel Halide Edib Adıvar Sözleri
Halide Edib Adıvar Sözleri

Sevdiğimiz her şey esasen bizimdir. Kalbimizin içindedir. Ona o kadar sahibiz ki, dünyanın orduları kalbimizden onu koparıp atamaz.
Onda ne kadar serseriliğe, başıboş gezmeye alışkınlık varsa o kadar da birine bağlanmak, birinin malı, kulu olmak ihtiyacı vardı.
Haksızlığa sapıp çoğu insanın seninle beraber olmasını sağlamaktansa adaletle davranıp tek başına kalmak daha iyidir.
Meyhaneler sakini ol; iç, mihrapları yak, kâbeyi ateşe ver. Fakat ey insan, kendi cinsini incitme!
İnsanoğlu demirden ve çelikten değil, etten ve duygulardan yapılmıştır. Onu gerçek bir makine gibi kullanmak, insanlığını öldürmek demektir.
İçinde korku var, ölüm korkusu…Yaşamak o kadar tatlı ki…Hatta gözyaşları, ıstıraplarla dolu olduğu zaman bile güzel.
Milletinin ve memleketinin geleceği tehlikede olmamak şartıyla ben daima savaşa karşıyım.
İnsan en çok sevdiklerine ancak en iyi yapabileceği verebiliyor.
Zaman,bize öğretmenle öğrenci arasındaki dengenin ölçülü olmasının ne kadar çok gerekli olduğunu ispat etmişti.
Ben bu bayrağın altında doğmuş bir Türk kadınıyım. Burada yaşadım, burada öleceğim.
Çocuk hayal gücü demektir, cesaret demektir, yaratıcılık demektir.
İstediğin zaman seninim, istediğin yolda yürürüm.
Beni ona bağlayan kuvvetli nedenlerden biri de belki bana hiç soru sormamasıydı. Çünkü hayatta sorguya çekilmek kadar beni çileden çıkaran bir şey yoktur.
Dünya ne garip ne garip bir şeydi. Bazen adam, yirmi üç yaşında, birdenbire ne kadar ihtiyar, ne kadar bütün dünyayı kavrayan bir deneyime sahip oluyordu.
Vurgunluğun bin bir şekli vardır.Evlenmek sadece vurgunlukla olamaz, bütün bir hayat içindir. Bütün bir ömrü beraber, el ele geçirmek sadece vurgunluktan daha çok derin şeylere bağlıdır.
Ateşten gömlek taşıyanlar, sıcağın ısıttığı kadar yaktığını da bilirler.
Hayat insana oklarını atar, siz de göğsünüzü açar, onların ciğerlerinize saplandığını görürsünüz.
Gece en karanlık ve ebedi göründüğü zaman gün ışığı en yakındır. Her gecenin bir sabahı vardır.
Dünya, bütün memleketin sefaletine, esaretine, talihsizliğine rağmen çok güzeldi.
Aşk ve kin, bunlar karanlık, aydınlık gibi birbirini itmam eden hakikatler… Bir taraftan öbür tarafa sallanan bir rakkasın ucu. Rakkasın üstünden geçtiği başka şeyler hep ikinci derecede.
Her iyi kadın erkek için mukaddes bir kalkandır.
İnsanı yaşatacak olan ne tıp ne de makinedir yavrum, doyurulmuş duygularımızdır sadece.
Anlamak, affetmektir.
Biz zavallı insanlar, kalplerimizin elinde birer oyuncaktan başka bir şey değiliz.
Erkekler için kadınların hepsi iyi veya kötü tehlikeli veya tehlikesiz bir sari hastalıktır.Bu hastalığın tek aşısı evliliktir.
Aşk ahlakı! Kim bilir belki istikbalde insan müesseselerinin nazımı o olur… İnşallah olsun.
Dünya sahnesine insanların girişini,şiddetli bir nefret duymadan seyretmek elde değildir. Çünkü insanların birbirlerine yaptıkları kötülük doğanın yaptığından çok daha üstündür.
Her kuvvet, ölüm karşısında cılızdır. Bir daha size söyleyeyim: Ölüler ne konuşur, ne sever; ne sevilir.
Eğer Tevfik, meramını anlatabilseydi sanatın yazıda değil, her an değişen hayatta olduğunu söyleyecekti. Ve eğer para denilen şeyin kıymetini bilseydi bu fırsatta âdetâ zengin olabilirdi. Fakat kazancı bir elinden giriyor, bir elinden çıkıyordu.
Sabırla sükûn daima birlikte gelmez.
Sevmek demek, sevdiği için ceza görmeyi göze almak demektir.
Hayatın bazı öncesiz anları vardır ki ne süresi ne biçimi ne tanımı vardır. Yalnızca bir duygulanma, yalnıza bir hayat sarsıntısıdır.
Milletler dostumuz, hükumetler düşmanımız olmuştu.
Siz hiç kimseyi sevmeyeceksiniz, fazla ve karışık düşünüyorsunuz. Sevmek kafa ile, düşünme ile değildir. Sevmek… Sevmektir işte !
Sevmeyi, sevilen şeye tek başına sahip çıkmak gibi telakki etmek ne vahşi bir şeydi. Aşık bir esirci mi ? Dünyadaki servet, güzellik, sevgiler ve sevgililer herkese yeter, herkesin hakkı.
Toprağınız toprağım, eviniz evim; burası için, bu diyarın çocukları için bir ana, bir ışık olacağım ve hiçbir şeyden korkmayacağım.
Ben, en çok beni korumak isteyenlerden, rafta saklanacak bir nevi mahluk gibi beni sakınanlardan nefret ederim. Ben, yalnız benim çekeceğim kadarını değil, daha fazlasını bana yükletmek isteyenleri, elimden tutup ateşe sürüklemek isteyenleri severim, içimde yanan şeyi, içimdeki ateşi kim tezyit ederse o benim hakiki arkadaşım olabilir. Bana yara sarmayı çok görüyorsunuz.
İnanıyorum ki, insanları sırf kuru bir adaletle muhakeme etsek, hepimizi belki kapamak lazım gelecek kadar, içimizde tehlikeli temayüller vardır.
Bana öyle geliyor ki hep başkaları için yaşayanların bir tarafı eksik kalıyor, güneş görmeyen ağaçlara, çiçeklere benziyor.
Kadınlar sade bal değil, zehir tesiri de yaparlar.
Gözün büyük olursa süzersin, ağzın goca olursa büzersin, burnun goca olunca nidersin?
Yeniyi kurmak için eskisinin enkazı süpürülmeli.
Çünkü hayat bana en korkak adamların, iddia ile cesaretten bahsedenler olduğunu öğretti.
Kadınlar kendilerini sevenler için değil, onlara hükmedenler için can verirler.
İnsanı ilk defa ilim ağacının yemişini yemeye sevk eden Şeytan değil mi?

Loading...

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*