Virginia Woolf Sözleri

Anlamlı ve Güzel Virginia Woolf Sözleri
Virginia Woolf Sözleri

Eğer kendi hakkınızda kendinize doğruyu söylemiyorsanız başkalarının hakkında diğer kişilere doğruları söyleyemezsiniz.
Asırlar boyunca mutluluğu aradım ve bulamadım; şöhreti aradım ve ulaşamadım; sevgiyi aradım, yaşamadım; hayatı aradım ve ne göreyim, ölmek daha iyi; pek çok kadın ve erkek tanıdım, hiçbirini anlamadım.
Kadın kalbi mezar gibidir; giren dışarı çıkamaz.Erkek kalbi bakkal gibidir; giren çıkanın hesabı olmaz.
Başkalarının gözleri bizim zindanlarımız; başkalarının düşünceleri bizim kafeslerimiz.
Yürekle kıyaslayınca, beynin ne önemi var ki?
Düşündüğü şey bir erkek olduğu sürece, bir kadının düşünmesine kimse karşı çıkmaz.
Neden hayat böyle trajik, neden böylesine bir uçurumun üzerindeki daracık bir kaldırım gibi. Aşağı bakıyorum; başım dönüyor; sonuna kadar nasıl yürüyeceğim, bilemiyorum.
Sevmek, insanı yalnız kılıyor.
Öyle güçlüdür ki karşı çıkanlar bize,Korkumuzu bastıramaz umutlarımız..
Zararı yok, hayal kırıklığı en dizginleyici tedavi benim için.
Adlarınızı bilmiyorum ama dostumsunuz, en güzel şarkılar nasıl sözsüz olanlarsa, en iyi dostlar da adsız olanlardır.
Kurgu bir örümcek ağına benzer, belki çok hafifçe bağlanmıştır birbirine ama yine de her bir köşesinden hayata bağlıdır.
En iyi yetiştirilmiş kadınlar zihinleri en uygar olanlardır.
Yaşam bir düştür. Bizi öldürense bu düşten uyanmaktır.
Eğer biri beni kurtarabilseydi, o kişi sen olurdun. Artık benim için her şey bitti. Sadece sana bir iyilik yapabilirim. Hayatını daha fazla mahvedemem. Bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemiyorum…
Ne hoş bir güzelliği vardır,hafif adımlarla,dünyadan gülümseyerek geçenlerin!..
Kurgunun kurallarını kimse bilemez. İçgüdülerimize dayanabiliriz sadece. Her yol mübahtır ve yine her yol ifade etmek istediğimizi ifade eder. Bunu unutmayın, daima dürüst olun, sonuç hayret verici olacaktır.
Bir kadın olarak benim ülkem yok. Bir kadın olarak kendime bir ülke istemiyorum. Bir kadın olarak benim ülkem bu dünya.
Para kazanın. Kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın. Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın.
Söylenmeye değer tek şey duygulardır, içten gelenlerdir. İnsan içinden geleni söylemeliydi yalnızca…
Bazı insanlar papazlara, diğerleri şiirlere gider. Bense arkadaşlarıma giderim.
Kendini kalabalığın ortasında tek başına hisseden kişinin yalnızlığı gibisi yoktur.
İnsanlar olgunlaştıkça “taraflara” inanmayı bırakırlar.
İnsanlar zaten birbirinden bu denli farklı iken, yeni yeni ayrılıklar çıkarmak ne saçma şeydi.
Mamafih artık ölüm karşısında da şapka çıkartmaya yatkın hissetmiyorum kendimi. Odadan konuşarak çıkmak hoşuma gidiyor, dudaklarımda yarım bırakılmış rastgele bir cümleyle.
Kadınlar yüzyıllarca, erkek figürünü normal boyutunun iki katı gösterecek, büyülü bir yansıtma gücüne sahip aynalar gibi hizmet ettiler.
Atılgan yaşamasak, tekenin sakalına yapışmadan, uçurumların kenarında tir tir titremeden o zaman hiç depresyona girmezdik, bundan kuşkum yok; ama içi geçmiş, kaderci, yaşlanmış insanlar olup çıkardık o zaman.
Düşsel planda kadın son derece önemlidir; gerçek yaşamda ise tümüyle önemsiz. Şiiri bir baştan öbür başa kaplar; tarihte hiç görülmez.
Hepimiz birer mahkûm değil miydik! Geçenlerde bir piyes okumuştu. Orada bir adam sürekli hücresinin duvarına resimler çiziyordu. Hayat da tıpkı böyle bir şeydi. Boyuna duvara bir şeyler çiziyorduk.
Yaşamdan kaçarak huzur bulamazsın.
İnsan bir sözcüğü bulmak için durmak zorunda kalır.
Öz güven olmaksızın özenle korunan bebekler gibiyiz.
Kitaplarınızı istediğiniz kadar kapatıp kitleyin, ama benim aklımın özgürlüğüme vurabileceğiniz hiçbir kilit, hiçbir kapı ve hiçbir süngü yoktur.
İnsan normalde gökyüzüne uzun uzun bakmaz ama soğuk algınlığından yatarken kafasını kaldırır ve orada çok bambaşka bir şey görür. Sarsılır. Oysa biz bilmeyiz ama yukarısı hep öyledir; o bulutlar, o ışık ve gölge oyunları hep vardır.
Ölümü her gün ufak dozlarda almazsak yaşamayı beceremeyecek bir yapıda mıyız?
Dünyanın güzelliği, solmadan az önce, iki ayrı çehreye sahiptir; biri neşedir, öteki ise insanın yüreğini delen acı.
Özgüvenimiz olmadan beşikteki bebeklerden farkımız yoktur.
Bir hayali öldürmek bir gerçeği öldürmekten çok daha zordur.
Büyük şairler acıları içinde ölür.
Hayata neyle başlarsan başla, sonunda gurur ve aptallık kalıyor elinde! Oysa neler istemiştik hayattan!
Kocasından iki kat daha akıllıyken onun açısından bakıyordu çevresine, evlilik hayatının attığı kazık.
Kadınlar erkekler gibi yazıp erkeklere benzerlerse, çok yazık olur; çünkü dünyanın büyüklüğü ve çeşitliliği göz önüne alındığında, iki cins bile yetersiz kalırken, yalnızca bir tanesi ile nasıl idare ederiz? Eğitim, benzerlikler yerine farklılıkları ortaya çıkarıp güçlendirmemeli midir?
Neden erkekler şarap içerken kadınlar su içiyorlardı? Cinslerden biri o kadar varlıklıyken öbürü neden yoksuldu?

Loading...
Loading...

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*